AKP ayakta kalabilmek için Abdullah Gül’e mi ihtiyaç duyacak?

GUL-ERDOGAN-2

Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en “OTORİTER” Başbakanı köşke çıktıktan sonra (köşk kaldıysa yerinde tabii) dış ilişkilerde son derece başarısız bir performans sergileyen ama kendisi için en az tehdit teşkil edeceğine inandığı Davutoğlu’nu yerine geçirdi.

Mutabakat belliydi; Davutoğlu çok büyük oranda muktedir kişinin çizmiş olduğu rotadan çıkmayacak ve hatta AKP yi bile muhteremin kendisine salık vereceği, önereceği tarzda ve yönde idare edecekti.

Bu iki tarafın da işine geldi bir bakıma. Zİra biri en büyük kabusu olan kendinden öncekinin AKP’nin başına geçerek partinin dizginlerini eline alması olasılığını bertaraf etmiş oluyor diğeri ise bundan birkaç yıl önce neredeyse rüyasında bile göremeyeceği bir makama terfi etmiş oluyordu; Yani Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığına…

İşler ilk başta pek ala yürüyebilirmiş, yürüyecekmiş gibi görünse de, daha sonra muktedir kişinin bitmek tükenmek bilmeyen ihtirasının hem kendisini ama hem de partiyi yani AKP’ yi bariz şekilde çıkmaz sokaklara doğru çekmekte olduğu sinyalleri gelmeye başladı..

Tabii, bunu yazarken bütün dünyanın diline dolanan AK-SARAY’ın hem de hukuk düzeniyle inatlaşarak ve hatta onu hiçe sayarak inşaatı, vatandaşın ve medyanın üzerine konulan ağır baskılar, bu yönde gerektiğinde kolluk kuvvetlerinin en acımasız şekilde kullanılmasıyla ilgili düzenlemeler ve de tabii ki kısa süre önce yine bütün dünyanın diline dolanan 17 ve 25 Aralık olaylarının getirmiş olduğu olumsuz ortamı kastediyoruz.

Böyle bir durumda, yani gidişatın hiç de iyi olmadığının açık olduğu bir pozisyonda kimse onlarca yıl emek vermiş olduğu yapıtının, eserinin, emeğinin böylesine yanlışlıklara kurban gitmesine göz yummak istemez ve bunu da içine sindiremez.

Bir an düşündüğümüzde bu partide en az söz konusu muhterem kişi kadar ve hatta ondan daha da fazla emeği olan, nitekim partinin kurucuları arasında yer alan bir Abdullah Gül faktörü görürüz. Gül, bugüne kadar “abi-kardeş” edebiyatı veya “kol kırılır yen içinde kalır” örneği, kendisine bu konuyla ilgili yapılan bütün haksızlıklara (ki yenilir yutulur gibi değildir – zira resmen buruşturulup bir kenara atılmış pozisyonundadır) son derece saygılı, dikkatli ve kimseyi incitmeyecek şekilde dengeli bir yaklaşımla cevap vermiştir..


Ama bu nereye kadar sürebilecektir? Hiç şüphesiz ki Gül gibi değerli bir siyasteçi – hem de uluslararası bir figür – bu şekilde kolaylıkla bu arenadan silinebilecek bir portre değildir ve de olamaz. Dolayısıyla, muhteremin gittikçe daha da büyüyen iktidar hırsı devam ettikçe ve bu durumun Türkiye’nin başına ileride altından kalkamayacağı bir sürü musibet sarma olasılığı da güçlendikçe, muhtemeldir ki birileri gerek kendi kariyerlerini daha fazla çiğnetmeme – hatta harcatmama – ve gerekse ülkenin gerçek ve artık daha ötesi kabul edilemez kırmızı çizgilerini koruma amacıyla harekete geçerse bu milyonlarca yurttaş tarafından çok da şaşırtıcı karşılanmayacaktır – kaldı ki bugün AKP ye oy vermiş olup durumdan ve iktidar ve saltanat savaşlarından gerçekten büyük rahatsızlık duyan yine milyonlar mevcuttur.

İşte tam da böyle bir atmosferde  “Başkent kaynıyor… Abdullah Gül, AKP’nin başına geçmek istiyor”şeklinde haberler dolanmaya başlamış bulunmaktadır. Nitekim, Abdullah Gül’ün eski danışmanı, Yeniçağ gazetesi Ankara temsilcisi Ahmet Takan, bir köşe yazısında bu şekilde çarpıcı iddialara yer vermiştir.

İşte Ahmet Takan’ın bugünkü köşesinde AKP’li vekillerin gruplar halinde toplantılar düzenlediğini, Gül’ün Erdoğan’dan AKP’nin genel başkanlığını istediğini yazdığı ilgili bölüm;

“ (…) AKP cadı kazanı gibi..

Son Afyon kampındaki cılız çözüm süreci isyanının ardından AKP klasiği olan ev toplantıları hız kazandı.

Yeni bir istikbal kapısı arayan AKP’li vekiller gruplar halinde toplanıyor. Bu toplantıların hepsi Recep Erdoğan tarafından sıkı bir şekilde takip ediliyor. AKP kulislerine düşen son havadise göre en kalabalık toplantıyı, AKP kurucularından eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat yaptı. Katılan 50 kişinin yarısı milletvekiliydi diğer yarısı da eski milletvekilleri ve bazı önemli bürokratlardı. Ev toplantısının fotoğrafları ve katılanlar anında Recep Erdoğan’a ulaştırıldı. Erdoğan da fotoğrafları Ahmet Davutoğlu ile paylaştı.”

Hükümete yakın kaynaklardan aldığım bilgilere göre Abdullah Gül ile Recep Erdoğan arasındaki temas trafiği de son zamanlarda yoğunlaştı. Gül, Erdoğan’dan, AKP büyük kongresinin seçim öncesi yapılıp kendisine genel başkanlığın verilmesini istiyormuş. Çankaya kaynakları da ikili arasındaki görüşmeleri doğruluyor ve şunları söylüyor; “Cumhurbaşkanı, Abdullah Gül’ü dinliyor. İsteklerine şu ana kadar ne evet ne de hayır dedi. Ama Abdullah Bey, öyle şeyler istiyor, öyle şeyler öne sürüyor ki zannedersiniz partiyi bana vermeyin diyor.”

Sizin oralarda durum nasıl bilemem ama başkent kaynıyor..”

Öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki günler çok ilginç gelişmelere gebe.. İlginç bir atasözü vardır. Biraz değiştirerek söyleyelim; Öyle mızraklar vardır ki çuvalına sığdıramazsınız..

Türkiye için hayırlısı olsun diyelim.

Editör /Medya

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code