Başbakan’dan çağrı; “Aileleri konuşmayalım” ve Kılıçdaroğlu’ndan cevap

KILICDAR-DAVUTSeçimler yaklaşırken “SEÇİLMİŞ” ve de anayasaya göre çok açık ve kati şekilde tarafsız yani bütün partilere eşit mesafede olması gereken “CUMHURBAŞKANI” meydanlara inip seçim mitinglerine başlamış bulunuyor… Zira, hükümetin (ve de AKP’nin) başında (?) olan kişinin seçim neticesinde saray için gerekli oy çoğunluğunu sağlayabilecek yeterli performansı gösterebileceğinden hiç ama hiç emin değil. Aynen geçen seçimde olduğu gibi faaliyetlerine başlamış bulunmakta kendisi.. Yani AKP lehine.. Yani tarafsız cumhurbaşkanı..

Bunun nedeni ne diye sorulduğunda tabii alınacak cevap Türkiye’nin iyiliği için.. Yani o da şöyle olmuş oluyor; 400 milletvekili verin de hatta anayasayı da değiştirip başkanlık sistemine geçelim ve malum şahıs devlet başkanı olsun ki böylece bütün güç kayıtsız şartsız kendisinde toplansın ve ülke huzura kavuşsun.. Hatta hatta terörün tamamen bitirilmesi de dahil.. Türkiye’nin de böylece iyi olacağı öngörülüyor.

İyi de muhterem zaten siz idare etmiyor musunuz bu ülkeyi 13 yıldır? Zaten neredeyse yasalar bile iki dudağınızın arasında değil mi? Bir gecede yasa çıkartmadınız mı meclisten, kendi “özel tercihleriniz” doğrultusunda? Ne yetkisi bekliyorsunuz ki milletten terörü bitirmek, Türkiye’yi ileri götürmek vs için? Zaten bütün yetkiler sizdeydi, hem de bizzat şahsınızda zaten.. Hatta halen bile öyle… Neden halk (seçmen) üzerinde “gerçek dışı” algı yaratılmasına gayret ediyorsunuz ki hala? Sebep, başkanlık (hani bazıları – dil varmıyor ama – padişahlık da diyor ya) sistemi olduğunda geçmişe yönelik hiçbir hesap sorulamayacak olması ve böylece bazılarının kendilerini güvende hissedebilecekleri hususu olmasın…

İşte bu ortam ve zeminde Başbakan 4 madde öne sürüyor, “seçim propagandasında partilerin kullanmaması gereken argümanlar” diye; Bunların en başında da “Aile mahremiyetlerine girmeme ve Cumhurbaşkanı’nın eleştirilmemesi” yer alıyor.

İşte tam da bu noktada CHP Genel Başkanı KK son derece olgun ve dostane, barışçı bir yaklaşımla bunları benimsiyor ve ilave ediyor; “Ama bir şartımız var; Cumhurbaşkanı tarafsız kalmalı” diyor. Bundan daha makul bir talep olabilir mi? Zaten kanun da öyle emrediyor. Hangi kanun derseniz, bazılarının biz tanımayız dedikleri “TC Yasaları”.


KK, Başbakan’ın çağrısını şöyle cevaplıyor;

“Seçim öncesi çevre ve gürültü yaşanmaması konusunda hep öneri getirdik, başından beri bunu savunuyoruz. Hem kirliği önleme hem partilerin tasarrufu açısından uygundur. Sadece bu seçimde değil bundan sonraki seçimlerde de benzer bir tavır izlenirse bence daha güzel olur. Teröre karşı ortak tavır izlemek, tüm partilerin ortak paydası olmak zorundadır. Daha önce de bu konudaki tavır ve tutumuzu ortaya koymuştuk. Her siyasi parti teröre ve terör örgütlerine açık, net tavır koymalı. Biz, eğer partiler belli bir metin üzerinde uzlaşırsa yine o metne rahatlıkla imzamızı atarız en ufak tereddüt göstermeyiz.

Aile mahremiyetine girmeme konusunda biz son derece özenliyiz. Ama AKP bu olaylara da tek taraflı bakıyor. Benim kızım ve eşimle ilgili yalan haber üretildi. Gönül isterdi ki Davutoğlu ona da tepki göstersin. Özellikle aile mahremiyeti konusunda hep özen gösterdim, tüm arkadaşlarımı uyardım; yanlış yapanlar olduğunu açıkça söyledim. Ama benzer tepkiyi Sayın Davutoğlu’ndan da beklerdim. Benim eşim 4 bin kişinin önünde Fazıl Say’ın konserini izliyor ama hakkında bir yata bindi diye yalan haber çıkıyor. O günlerde ne Davutoğlu’ndan ne de AKP çevrelerinden tek eleştiri geldi. RTÜK’ün de sorumluluğu var ama yapılan bir şey yok. Peki bu haberleri yapan Beyaz TV kimin yönetiminde, kimin sahipliğinde? Kusura bakmasınlar, bu konuda kimse bizim elimize su dökemez, herhangi bir telkinde, tavsiyede de bulunamaz. Bu hassasiyetimizi öteden beri koruyoruz, koruyacağız da. Biz buna varız; ama onlar da objektif olarak, lafla değil, somut olaylar, somut iftiralar ortaya çıkınca benzer tepki göstersinler. Bu konuda da evet diyorum ama böyle evet.

Cumhurbaşkanı’nı eleştiri konusunda ise Sayın Davutoğlu ile ayrışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı tarafsızlığını koruduğu sürece hiçbir sorunmuz yok zaten. Tartışma konusu olması, kendisinin tarafsızlığı bir tarafa bırakıp belli bir siyasi partiden yana açık tavır alması, seçim mitingleri yapmasındandır. Sayın Davutoğlu’ndan, AKP’den yana tavır takınması, eş genel başkan gibi seçim meydanlarına çıkmasıdır. Ettiği yemine sadık kalsın. Namusu ve şerefi üzerine yemin etmişti, namus ve şerefe inanıp sadık kalacaksa yeterli. Sayın Davutoğlu, ‘Cumhurbaşkanı’nı eleştiri konusu yapmayalım’ derken Sayın Cumhurbaşkanı’na da ‘Anayasaya sadakatten ayrılmayacağı ve tarafsızlığı için namus ve şeref üzerine yemin etmişti bir cumhurbaşkanı, buna özen göstermeli’ dese çok daha şık olur. Teamüllere uygun olarak bana hükümeti kurma görevini vermesi gerekirdi Cumhurbaşkanı’nın. Ama Davutoğlu, tek laf etmedi, Cumhurbaşkanı’nın takdiri, dedi. Devleti yönetenlerin isteğine, arzusuna göre takdir olmaz. İstanbul’da teröre karşı miting yapıyorlar. Yani asıl görevi terörle mücadele olan bir iktidar partisinin terörle mücadeleyi miting yaparak önlemeye çalışacağını düşünmesi kadar vahim bir tablo olamaz. Terörü bu noktaya siz taşıdınız. Şunu açıklıklı söylüyorum; gelen şehitlerin tek sorumlusu AKP iktidarıdır. ”

Editör / Medya

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code