“Başkanlık” anayasa taslağında cumhurbaşkanının meclisi fesih yetkisi var mı?

Gerçekten de çok ilginç bir ülke Türkiye… İnsanlar “alabildiğine” yanlış bilgilendiriliyorlar… Daha doğrusu siyasiler bunu rahatlıkla yapabiliyor zira halkın okuma yazma alışkanlığı en alt düzeyde… Dolayısıyla birşeyi anlama kavrama ve de sonuç olarak değerlendirme olanakları… Tabii buna bir de medyanın iktidar tarafından tamamıyla istenildiği şekilde yönlendirilmesi eklenirse durumun vahameti tam olarak ortaya çıkıyor.

Yukarıda anlatılan duruma örnek mi istersiniz? Hemen verelim, hem de en taze ve güncel olanından. Çoğumuz son birkaç gündür “fesih” kelimesiyle ilgili bir iddialaşma/çekişme yaşandığını takip etmişizdir iktidarla muıhalefet arasındaç. Olayın başlangıcında muhalefet cephesi cumhurbaşkanına tek taraflı ve sebep göstermeksizin meclisi fesih yetkisi verilmesini şiddetle eleştirmişti, malum. Hatta bunu bir kuvvetli propoganda argümanı haline bile getirmişti. Son olarak Erdoğan Kılıçdaroğlu’na yüklenerek onu bu konuda yalancılıkla itham etti ve “yok böyle birşey..” dedi ve ekledi “İspat etsinler hemen istifa ederim”… Tabii arkasından özellikle CHP kanadından gerekli cevaplar geldi kendisine hitaben.

Şimdi, Başkanlık Anayasa Taslağı 11. maddeye baktığımızda çok net olarak görüyoruz ki cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi pekala olacak. Yalnızca buradaki ifadede “fesih” lafı kullanılmıyor ama onun yerine  aynen de şu ifade kullanılıyor


Cumhurbaşkanının, seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde TBMM genel seçimi ile cumhurbaşkanı seçimi birlikte gerçekleştirilecek.

Yani diğer bir deyişle cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verirse ne yapmış oluyor neticede? Meclisi de yenilemiş oluyor… Pekiyi eskisi ne oluyor? Gidiyor. Bu kadar basit. Yani neticede o andaki meclis pekala da feshedilmiş (sona erdirilmiş) oluyor. Hiçbir kelime oyunu bunun aksini ispat edemez, gayet açık olarak görüldüğü şekilde…

Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu’ da şöyle diyor bu arada; “Yenileme ve fesih aynı şeydir, aralarında fark yok” dedi.  Kaboğlu’na göre ortada bir ‘kelime oyunu’ var. “Yenileme ve fesih aynı şeydir, aralarında fark yok” diyen Kaboğlu şunları söyledi:

“2. Abdülhamit, ‘Meclis’i tatil ettim’ dedikten sonra 30 yıl toplanmadı. Abdulhamit’in bu uygulamasına tepki olarak anayasa hukuku geleneği içinde ‘fesih’ sözcüğü kullanılmıyor. Bir anlamda, ‘Bizim anayasal geleneğimizde fesih yok, Meclis’in bir daha toplanamama riskini önlemek’ diye. Dolayısıyla yenileme deniliyor. Yenileme ve fesih karşılaştırmalı anayasa hukukunda fesih ifadesine denk düşer. Hep böyle oldu. Bir kelime oyunu oynanıyor ama aynı şeydir, farkı yoktur.” Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın haberine göre, Meclis’i feshetmenin kapatma değil, süresi bitmeden görevine son verme anlamına geldiğini anlatan Kaboğlu, burada verilen yetkinin yanı sıra Cumhurbaşkanının neden gerekçesiz olarak bu yetkiyi kullandığının da sorgulanması gerektiğini söyledi.

Burada bir tuzak bulunduğuna dikkat çeken Kaboğlu, “Öyle ayarlanmış ki Cumhurbaşkanı çoğunluğa sahip olacağı düşüncesiyle Meclis’in feshini nedensiz bir şekilde yapıyor. Üstelik bu yetkiyi 3’üncü dönemin 4’üncü yılında kullanıp Meclis’i feshettiğinde yeniden aday olabiliyor. Bunlar hesap edilmiş gibi ama gerekçelerden bunu bulmak zor” dedi. Getirilmek istenen sistemin kesinlikle başkanlık sistemi ile de karşılaştırılamayacağını söyleyen Kaboğlu, “Çünkü başkanlık rejiminde yasama ve yürütme arasında karşılıklı bağımsızlık ilkesi geçerlidir. Burada ise bir bağımsız kişi ona bağlı iki organ var. Karşılıklılık yok” değerlendirmesi yaptı. (KAYNAK: CUMHURİYET)

Like it? Share it!