Bülent Ortaçgil ve Kalite

by admin | Cumartesi, Mar 29, 2014 | 1266 views

bulent-ortacgil-1Sene 1962 .. Yeni okul dönemi başlıyor .. ve Bahariye’deki Kadıköy Maarif Koleji’nin kapısından küçük hazırlık çocuklarını anneleri, velileri ellerinden tutarak ilk defa orta okul diyebileceğimiz öğretim yuvasına getiriyorlar ..

KADIKÖY MAARİF KOLEJİ

Okul harikulade güzel, o zamanlar .. Şimdiki gibi beton yığını değil .. Bahçe içinde müstakil birkaç tane bina(lar) dan oluşuyor .. Hatta baraka (pre-fabrike gibi) şeklinde yapılar da var .. ki hazırlık sınıfları derslerine orada başlıyor ..

Bu 11-12 yaşındaki çocukların arasında kimler yok ki .. Daha sonra toplumda önemli yerlere gelecek olan bir sürü pırıl pırıl genç beyin ..

Fakat biri daha var ki hepimiz tanıyoruz nerdeyse .. Bülent ..

Evet Bülent Ortaçgil’ de tıpış tıpış Kadıköy Maarif Koleji’nin kapısından içeri giriyor ..
ve okuldaki yepyeni ve fakat son derece zevkli hayat başlıyor ..

OKULDA EĞİTİM

Yatılı okunuyor okulda o zamanlar ve kız talebe yok .. Hocalar, ya Amerikalı, ya İngiliz, ya da İrlandalı filan .. Fakat hepsi sapına kadar hoca .. Amerikan hükümeti tarafından filan gönderilmiş vs ..

Tabii bunlar için sonradan casus filan da dendi .. Olabilir de hatta .. Şahsen ben bir şey diyemeyeceğim bu konuda .. Ama bildiğim bir şey var ki sapına kadar hocaydı bunlar .. Hani öyle Türkiye’den geçerken tesadüfen kolundan çekilip hoca yapılan yabancılardan değil şimdi olduğu gibi ..

Dolayısıyla eğitim son derece ciddi ve kaliteliydi .. Zaten dersler de yaklaşık 20 kişilik sınıflarda yapılıyordu .. Tabii okul o zaman ücretsizdi ..

ZAMANIN HOCALARI

Türk asıllı hocalara gelince onlar da son derece kaliteli ve kişilik sahibi insanlardı .. Nerdeyse hepsi başlı başına “BİR HİKAYE KARAKTERİYDİ” .. Yani o kadar özeldi bu insanlar .. Öğretmenin, insan eğitmenin bu cumhuriyete “CUMHURİYET ÇOCUKLARI” yetiştirmenin ne kadar önemli bir şey olduğunun bilincinde ve keyfinde olan idealist insanlar ..

İşte Sevgili Bülent ORTAÇGİL böyle bir okulda yetişti .. eğitim gördü ..

1962 Lİ YILLARDA YABANCI MÜZİK

Hazırlık yılı böyle geçti.. İnsanlar zaten ancak okulu ve birbirlerini tanımışlardı ..
O aralar dinlenen yabancı müzikler daha ziyade Elvis Presley, Paul Anka, Dean Martin, Cliff Richard, Peppino Di Capri, Tina Turner, Animals, Johny Holiday vs gibi daha sonraları müzik tarihine geçecek şarkıcılardı .. Tabii bir de Shadows grubunu unutmamak lazım (Cliff Richard’a eşlik eden)..

DAMLALAR-VE-BULENTMÜZİK ÇALIŞMALARINA İLK ADIMLAR VE İLK MÜZİK GRUBU

Bu arada Bülent Ortaçgil’ile aynı sınıfta (fakat diğer şubede) olan bu satırların yazarı da müzikle çok yakından ilgilenmekteydi .. Çok güzel bir akustik gitar satın aldırmıştı ailesine ve gitar dersleri alıyordu .. Bu arada Levent’te oturuyor ve Osman (Kayaalp – şimdi Belçikada) isimli çok yetenekli bir arkadaşından da gitar öğreniyordu .. Aynı sınıfta Halit isimli diğer bir öğrenci de keza mandolin deneyimiyle gitarda bir şeyler “yapmaya” çalışıyordu ..

İşte o arada Bülent (Ortaçgil) bir gün yan sınıfa gelerek “Arkadaşlar .. Biz bir müzik grubu kurmak istiyoruz .. Siz de var mısınız bu işe” dedi .. Böylece Bülent ilk grubu olan Damlalar’ı bir araya getirmiş oluyordu .. Gitarda Halit, bas gitarda Fatih, orgda Celal ve deeeee .. DAVULDA DA BÜLENT ORTAÇGİL olarak .. Yanlış okumadınız .. Davulda Bülent ..

DAMLALAR VE REPERTUARI

Bu grup toplanıp .. o zamanın çok ünlü parçalarından olan “House of the Rising Sun”, “I Dig Rockn Roll Music” filan gibi şarkıları çalışmaya başladı .. Daha sonra ufak ufak okul konserleri başladı ..

Yalnız bu arada acaip bir şey daha oldu .. Dünya müzik sahnesinde fırtına gibi esmeye başladı bir grup .. 4 gencin oluşturduğu bu grubun adı THE BEATLES’ dı .. O kadar garip geldi ki ilk başta yaptıkları müzik, daha önceden Elvis, Cliff filan dinlemeye alışmış ve de söylemeye çalışan herkes “SHE LOVES YOU” şarkısının nasıl bir melodi olduğunu algılamaya çalışıyordu .. Fakat bu gençler çok kısa süre sonra bu grubun şarkılarının resmen tutkunu oldular ve onların her hareketini adın adım izlemeye başladılar .. 45 liklerini daha sonra LP lerini ve gazete ve radyolardan onlar hakkında bulabildikleri bütün haberleri ..


Bu arada onların şarkılarını da ..  Gelmiş geçmiş en güzel aşk şarkılarından olan “And I love Her”, “If I Fell” ve daha sonraları “Yesterday” vs …

BULENT-DAMLALAR-YAZILIHEPİMİZİN MÜZİK ZEVKİ ŞEKİLLENİYOR

Beatles grubu 4000 km öteden bu satırların yazarı ve Bülent’in müzik zevkini şekillendirmeye başlamış ve bu gençler Beatles’ın kendi içindeki gelişimiyle birlikte büyümeye başlamışlardı.. Beatles gerçek bir FENOMEN ve okuldu .. Bütün dünya gençleri için tabii .. ve de yalnızca 18 yaşındaydılar bütün dünya onları tanıdığında ve kızlar geçtikleri çimenleri yemeye başladıklarında (komik ve saçma ama gerçek)..

MAARİF KOLEJİNDE GRUPLAR ARASI REKABET

Okul konserleri, Milliyet’in ilk liselerarası Müzik yarışması filan derken Damlalar almış başını gidiyordu .. Okulda da önce kendilerinden 1 sınıf büyük olan Radikals ile daha sonra da bir sınıf küçük olan ve bir ara içinde Mazhar Alanson’un da yer aldığı Moleküller’ile (kurucusu bas çalıp söyleyen BEATLEMANIAC Rıza EREKLİ – meşhur stüdyo sahibi) çekişiyorlardı ..

DAVULLA İLK DEFA SAHNEDE TANIŞMA VE MİLLİYET YARIŞMASI

Bu arada davul çalmayı elinde 2 baget ile yastık üzerinde öğrenen Bülent Kadıköy Eğitim Merkezinde ilk çıktığı konser (lerden birin) de grup sahnede çalarken elinden bageti uçuruyor ama durumu idare ediyordu ..

İşte beste çalışmaları bu arada başlamıştı bu grup içinde de .. Hatta Damlalar ilk Milliyet yarışmasına bu satırların yazarının bir bestesiyle katılmış maalesef derece de alamamıştı.

FILOZOFLARBÜLENT GİTARA MEYLEDİYOR

Daha sonra Bülent yavaş yavaş ve de ilk akorları bu satırların sahibinden görerek gitara doğru meylediyordu .. Bu arada gruba yeni ve sonradan daha popüler olacak olan elemanlar katılıyordu .. Ahmet Güvenç bas gitar (Kurtalan Ekspresin basçısı), Galip Boransu klavye  (İmkansız şarkısı ile tanıdı herkes onu) ve solo gitarda halihazırda Belçika’da yaşayan OSMAN KAYAALP (bütün herkese gitar çalmayı öğreten, nerdeyse George Harrison’ın klonlanmışı) gibi .. Bu satırların yazarı da ritm gitara ve vokale terfi ediyordu

ÇINARCIK VE AKASYA GAZİNOSUNDA YAZLIK PROGRAM

İşte bu grup bir davulcu da alarak lise mezuniyet yazında Çınarcık Akasya restoranda gazino programı (Beatles şarkıları vs) bile yaptı ..

Hatta bir keresinde Mazhar gazinoya dinleyici olarak uğramış ..
ve “olacak olacak biraz daha çalışın” diye dalgasını bile geçmişti ..
O sırada Bülent’ de grubun solistiydi ..
– ah Mazhar ah .. Herhalde en çok takdir ettiğin
yaratıcı müzikinsanlarından biri de Bülent’tir şimdi ..

benimle HD111KİMYA MÜHENDİSİ BÜLENT VE MÜZİK MESLEĞİNE TRANSFER

Çeşitli yerlerde ve ortamlarda kendi hikayesini anlatırken de ifade ettiği gibi .. Bülent hiçbir zaman kimya mühendisi olacak (daha doğrusu yapacak .. çünkü diplomayı aldı) adam değildi ..

O, BEATLES, Doors, Donovan, Bob Dylan vs gibi bir sürü “sofistike” grup ve şarkıcıların müziği ile büyüyen “GERÇEK” bir yaratıcı yetenekti .. Nitekim de kısa bir süre sonra diplomasına ve bayağı iyi pozisyonda bir işi olmasına rağmen hepsini bir kenara iterek evrenin, genlerinin ve müzik birikiminin ona verdiği yeteneğin peşine düşerek tercihini yaptı .. ve müziği seçti ..

İYİ Kİ BÜLENT ORTAÇGİL OLDU ..

İYİ Kİ DE YAPTI .. Çünkü yüz binlerce insan “GERÇEK SANATÇI” nasıl olur gördü ..  Bu insanların ülkede o günlerde (ve halen maalesef) yaşanan müzik kirliliğinde kulaklarının pası silindi .. Bir liman gibi sığındılar BÜLENT’ in “anlamlı, değerli – sofistike” müziğine ..

O kadar güzel şarkılar yaptı ki .. Daha sağken (Allah sağlıklı ve uzun ömürler versin) Türk müzik tarihine altın harflerle geçti .. İlk defa tribute yapılan şarkıcı oldu adına .. Benimle Oynar mısın ? Olmalı mı Olmamalı mı? ve daha nerdeyse yüzlerce şarkı .. Türk pop müziğine (ki o protest yapyı her zaman) anlam ve kalite getirdi .. Sonra ortaya çıkan ve şu anda çok başarıyla rock yapan birçok Türk grup ondan etkilendiğini açıkça ve sevgiyle söylüyor ..

Bülent, okuldayken de her zaman kendisinde olan son derece “sağlam duruşunu” hiçbir zaman bozmadı .. Ben gerekirse dört duvar arasında çalarım dedi .. ve çaldı da “kendi dört duvarı arasında” .. Ama bir farkla .. O dört duvarın arasına yüz binlerce insan geldi onunla beraber o müziğin parçası olmak için ..

İYİ Kİ VARSIN BÜLENT …

Mustafa Fatih Hunca

Like it? Share it!