|
| |||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||
SEKER BAYRAMI VE TOPLUM ..
Bundan onlarca yıl evvel, ta 1950 ler ve 60 larda bayramlar gerçekten de bayram gibi olurdu. Bu satırların yazarı İstanbul'da küçük bir çocuk olarak yaşarken o günlerin gelmesini iple çekerdi adeta.. diğer bütün çocuklar gibi.. Aileler, akrabalar ve dostlar birbirlerini kucaklamak için sevgi ile bir araya gelirler ve çok güzel, eğlenceli ve anlamlı zamanları ve anıları paylaşırlardı..
Bugün 9 Eylül 2010 ve bizler yine bir Şeker Bayramını (dini adıyla Ramazan Bayramı) kutluyoruz.. Bundan onlarca yıl evvel, ta 1950 ler ve 60 larda bayramlar gerçekten de bayram gibi olurdu. Bu satırların yazarı İstanbul’da küçük bir çocuk olarak yaşarken o günlerin gelmesini iple çekerdi adeta.. diğer bütün çocuklar gibi.. Aileler, akrabalar ve dostlar birbirlerini kucaklamak için sevgi ile bir araya gelirler ve çok güzel, eğlenceli ve anlamlı zamanları ve anıları paylaşırlardı.. O zamanlar ne böyle terör ve dehşet gibi korku belaları vardı büyük şehirde, ne de bugün olduğu gibi yozlaşmış, nezaketsiz ve kaba hatta vahşi bir toplum.. Öyle günlere ulaştık ki, bayramlarda bile başımıza bela filan gelmesin diye sokağa çıkamaz hale geldik.. Yankesicisi ayrı, it kopuğu ayrı.. Her taraf her an saatli bomba gibi dolaşan tiplerle dolu.. Bir deyiş vardır halk arasında “ipini koparan..” diye.. Evet ipini koparan büyük şehirlere ve de bilhassa İstanbul’a kapağı attı.. Aç kalmak pahasına da olsa.. Ne de olsa büyük şehir ya, taşı toprağı altın.. Emniyet ve alt yapı hizmetleri yetersiz kaldı ve tam bir kaos (karışıklık) ve başıboşluk halinde insanlar neredeyse kendi kaderlerine terkedilmiş halde kaldılar bir çok durumlarda.. Bütün bunların iki tane ana nedeni olduğuna inanıyoruz; Birincisi ekonomik sıkıntılar.. problemler; Diğer bir deyişle kendi yaşadığı bölgede iş ve aş bulamayan vatandaş mecburen büyük şehirlere göç etmekten başka çare bulamıyor çoluğunu çocuğunu geçindirmek için.. Görev kime düşüyor sizce? Tabii ki devlete. Yeterince alt yapı oluşturup ekonomiyi o bölgelere taşıyacaksın ki, fabrikalar işyerleri açılsın ve vatandaş evini barkını bırakıp göçe mecbur kalmasın. İkincisi ise eğitim yetersizliği, hatta yokluğu desek daha doğru olacak. Hemen okul diploması anlaşılmasın lütfen. Tabii ki bu da önemli ama o kadar çok insan tanıyoruz ki diplomayı bir şekilde almış ama “adam” olamamış.. Burada söylemek istediğimiz vatandaşımızın “medeni” denilen seviyede yetişmesi için gereken ortam; Bunun içine tabii ki okul da dahil.. Ama medyasından tutun da, kütüphanesi ve kitap okuma alışkanlığı, sinema, tiyatro, insan ilişkileri ve karşı cinse bakış açısı vs gibi bir sürü katman giriyor.. İşte devletin bu ortamı hazırlaması gerekiyor vatandaşı için.. Bu eğitim ve kültürü alamayan vatandaşımız kendini büyük şehirlere bir şekilde atıyor ve orada tam bir cangıl (ormanın) ortasında kalıp hatta daha da geriye gidiyor.. Eğitim ve kültür olarak.. Sonunda biz ne yetiştirmiş oluyoruz topluma; Canavarlar.. Her gittiği yeri (örneğin parklar, bahçeler) çekirge sürüleri gibi yakıp yıkan.. Büyük şehirde insanlarla birlikte nasıl karşılıklı saygılı bir şekilde yaşanacağını öğrenemediği için oturduğu apartmanda huzursuzluk kaynağı olan.. Kadına kıza “yamyam” gibi bakan.. Hırsızlık, soygun, adam öldürme gibi her türlü melanete her an yakın olan bir güruh (sürü) yetiştirmiş oluyoruz maalesef.. Bu eğitimsiz topluluklara emniyet güçleri bile yetersiz kalıyor maalesef ve hatta insan kendi canını korumak ve güvenliğini sağlamak zorunda kalıyor çoğu zaman İşte onun içindir ki eskiden olduğu gibi bir komşumuza bile selam verirken çekiniyoruz.. Akşamları ailemizle (hatta yalnız) sokağa çıkmaktan ürküyoruz, hafta sonları veya bayramlarda şehirden uzaklaşıyoruz vs.. "Neme lazım belaya bulaşmayayım" diye.. Ne kadar acı değil mi? Nerden nereye.. Pekiyi bunu geriye döndürmenin çaresi ne? Yukarda da belirttiğimiz gibi devlete çok ama çok büyük iş düşüyor.. Hatta devletin önce öğretmenlerini eğitebilmesi ve de bakıp koruyabilmesi lazım adam gibi.. Zaten bunu sağlamadan gerisi mümkün değil.. Ondan sonra da mutlaka göçün geldiği bölgelere yatırımları götürebilmek gerek.. Ne pahasına olursa olsun.. İşte anca o zaman bu olumsuz tablonun geriye gitme şansı olabilir.. Bayramlar tekrar bayram gibi kutlanmaya başlar.. ve de bir gün gelir, insanlarımız için her gün bayram olur.. Bu yazı da pek bayram şekeri gibi olmadı ama.. Yine de İyi Bayramlar
|
![]()
En Çok Okunan Haberler
MAKALE Haberleri
|
||||||||||||||||
|
TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI |
|||||||||||||||||