|
|
||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||
MUTLU AKILLI VİCDANLI BİR 2012 DİLİYORUZ
2012 yılına girdiğimiz bugünde biliyoruz ki milyonlarca insanımız hüzünle hatırlayacak 2011 yılını.. Fakat yüz binlerce insanımız da 2011'de işlerini kaybettikleri ve belki de ele güne muhtaç duruma geldikleri için belki de hiç hatırlamak istemeyecekler geçmiş yılı..
2012 yılına girdiğimiz bugünde biliyoruz ki milyonlarca insanımız hüzünle hatırlayacak 2011 yılını.. Fakat yüz binlerce insanımız da 2011’ de işlerini kaybettikleri ve belki de ele güne muhtaç duruma geldikleri için belki de hiç hatırlamak istemeyecekler geçmiş yılı.. Milyonlarca insanımız da Türkiye’mizin (ve dünyanın) yönünün ne kadar da sisli ve pus(u)lu limanlara doğru döndüğü (daha doğrusu döndürüldüğü) endişesini içlerinde taşıdıklarından, hatırlamak istemeyebileceklerdir geride bıraktığımız yılı.. Birilerinin tam da burada “Bu kadar mı kötüydü bu geçen yıl canım” dediğini duyar gibi oluyoruz.. Herhalde "mutlu azınlığın sesi" olsa gerek bu .. Yoksa farkındalıktan sınıfta kalmış bir grup mu desek.. MUTLU AZINLIK (MI)? Tabii ki geçen yılı hayatlarının en güzel bölümlerinden biri olarak hatırlayacak insanlar da vardır aramızda .. Örneğin, Ayşe bacımız Bülent kardeşimiz’ile dünya evine girmiştir 2011’de.. İnsan böyle bir izdüşümünü nasıl unutur kendi hayatında.. Ama dua edelim ki, bu yuva Ayşe kızımıza mutluluklar ve şans getirsin.. Birkaç zaman sonra damadımız ekonomik açıdan birazca palazlandıktan sonra eşinden bıkıp değiştirmeye kalkmaz inşallah.. Gerçekten de bir yıkım olur kızımız için yoksa.. Hele bir de eli kalem tutmuyor ve de meslek sahibi değilse.. Yani koca eline bakıyorsa vay başına gelenler.. Örneğin, Ahmet bey, 2011’ de yönetime yakınlığı sayesinde biraz da bu konudaki becerisini kullanarak, işinde bayağı yükseldi.. Son model araba, çok modern bir sitede çok daha büyük ve konforlu bir daire, yazlık ve hatta hatta ikinci kadına bir kat ve araba onun için sorun olmaktan çıktı geçen yıl.. Öyle ya nasılsa işlerini en üst seviyede götürebilecek bilgi ve tüyoları bile alabiliyor gerekli kanallarda.. Onunla ilgili evraklar adeta havada uçuşuyor ilgili resmi mercilerde.. Güç arkasında.. Yine dua edelim ki (doğrusu Ahmet Bey etsin ki) yönetim değişip de Ahmet beyin güvendiği dağlara kar yağmasın.. Öyle ya diğer rakiplerine karşı sağladığı bu haksız avantajları kaybederse ne olur mazallah? Serbest rekabet hiç affetmez hani .. Ya Ahmet bey başladığı yere geri dönerse.. Hele hele bütün birikimini o günleri hesaplayamayıp da boyundan büyük işlere gömmüşse.. Vay ki haline vay.. Hatta hatta örneğin, Selma Hanımın bir güzel kızı oldu geçen yıl… Adı da Selen.. Dünya tatlısı bir bebek ve de Selma Hanım gözünün içi gibi bakıyor ona.. Ama dua edelim ki bu güzelim masum bebek yarın öbür gün büyüdüğünde annesinin başına püsküllü bela olmasın.. Allah korusun, uyuşturucu bağımlısı ve de ailesinin elinde avucunda ne varsa yiyen bir facia filan şeklinde mesela .. KİŞİSEL MUTLULUKLAR MI KOLEKTİF KAZANIMLAR MI? Anlatmak istediğimiz o ki, münferit (yani kişisel) mutluluklar bir yana acaba dünyamız ve Türkiye’miz ne yöne doğru yol aldı 2011’ de? Bu mu daha önemli acaba yoksa bireysel kazanımlar vs mi? Tabii ki her ikisi de.. “Bireysel mutluluklar olmazsa dünya umurumda mı?” dediğini duyar gibi oluyoruz bu yazıyı okuyan birçok insanın.. Zaten böyle demeyene de garip garip bakarlar.. Zira insan önce tabii ki kendisini de sevmeli ve düşünmeli.. İnsanın olmanın doğası bu.. Ama, işte tam bu noktada durup “hepimiz teker teker bir şeyiz, ama hep beraber çevremizle birlikte çok şeyiz.. güzeliz” - ve de daha önemlisi KUVVETLİYİZ - düşüncesini hatırlamamız gerekiyor – biraz zahmet olacak belki ama.. Bizler bireysel bazda (teker teker) en büyük başarıları elde edip de çevremizdeki en zengin (hatta güçlü) insan haline gelsek de unutmayalım ki Robinson gibi tek başımıza bir adada yaşamıyoruz.. Bir gün gelecektir ve etrafımız “Bana ne yaa.. Nasıl olsa benden değil.. Ne halt ederse etsin” diyen, kendisine ulaşmaya çalışan türdaşını (insanı) dinleyip de duyamayan insanlarla dolacaktır.. Bugün bile büyük ölçüde bunu yaşayıp hissetmiyor musunuz? FARKINDALIK DURUMU Örneğin, bir alışveriş merkezinde bir satış elemanı, çocuğunuzun okulunda bir görevli, bir öğretmen, devlet dairesinde vergi memuru ve hatta hiç şüphesiz ki vatandaşının gözyaşına zerre kadar bakmayan siyasi yönetimler ile muhatap olduğunuzda (yani konuşmak zorunda kaldığınızda) bu hamlığı, kabalığı olmamışlığı, duyarsızlığı hiç mi yaşamıyor veya sezmiyorsunuz? İnsan kalitesinden (kendiniz dahil – lütfen aynaya da saçlarınızı taramak veya ruj sürmek için bakmayınız yalnızca) memnun musunuz? Hiç sanmıyoruz.. En azından sanmak istemiyoruz.. Zira şimdi herkes çıkıp da “vallahi de billahi de çok memnunuz” filan derse o zaman tam da korktuğumuz başımıza gelmiş olur.. Yani günümüzün insan denilen yaratığındaki FARKINDALIĞIN sıfır seviyesinde olduğunu anlamış oluruz.. ki en beteri de bu olur.. HEPİMİZ BİRER KURTULUŞ SAVAŞÇISIYIZ.. Dolayısıyla, geçmiş seneyi mutlu kapatmış olanlar belki daha optimist (iyimser) takılıp etrafı pembe görüyor ve de dünyanın sıkıntılarını düşünmeyi 2011 de hanelerine mutluluk yazdıramamış olanlara bırakmış olabilirler.. Ama, ne olur geliniz inanınız ki çok uzak değil şu andan itibaren (yani bu yazıyı okuyup, bilgisayarınızı kapatıp ayağa kalktığınız an) ve de en yakın çevrenizden başlamak üzere hepiniz bir KURTULUŞ SAVAŞÇISI sınız.. Bencil ve vicdansız insanoğlunun ayakları altında her gün daha çok ezilerek yok olmaya doğru giden dünyayı kurtarma ordusunun bir savaşçısı .. Aman yanlış anlaşılmasın haa.. Hatta yanlış anlayıp da durumdan vazife çıkarmak isteyenler olmasın sakın.. Bu ordu "EĞİTİM ORDUSU".. Zaten dünyada eğitimden daha büyük silah mı var ki? Evet siz.. ve sizin gibi milyonlarca “farkındalık ve vicdana sahip” güzel insanın biraraya gelmesinden oluşan eğitim ordusu .. İnsan olduğunun farkına varanların ordusu.. NE YAPACAK BU KURTULUŞ SAVAŞÇILARI İyi de ne yapacak bu ordunun fertleri ? Bu sorunun cevabı o kadar da basit ki aslında.. İşte bu ordunun savaşçılarının görevleri,
KISSADAN HİSSE Kıssadan hisse şudur ki Sevgili Kardeşler, Ne olur kafanızı gömdüğünüz kumdan çıkarın.. Esaslı bir alıcı gözle bakın etrafınıza ve sizlere bu yukarıda yazılanlarla ilgili olarak ne kadar gereksinim duyulduğunu ne olur görün.. Artık “GERÇEK BİREY” olun.. TOPLUMUN BİREYLERİ .. Yalnızca KENDİNE MÜSLÜMAN” BİREY DEĞİL - ki bu çok moda bugünlerde malum ... Bu yola çııkacaksanız eğer, ilkönce çocuklarınızdan, talebelerinizden başlayın ve çevrenizde iletişim kurmak durumunda olduğunuz (her vesile ile) insanlarla devam edin.. Her ama her vesileyle yılmadan bıkmadan devam edin.. Devam edin ki, “gerici, yobaz, emperyalist ve düzenbaz” düzenlere ve tezgahlara karşı tüm gücünüzle genç beyinleri uyandırıp, uyarabilesiniz .. Bir insan olarak da Türk olarak da ... Böylece, Yüzüklerin Efendisindeki KÖTÜLÜKLER LORDU' nun dünyamız (ve tabii ki ülkemiz) üzerinde galebe çalmasına - zafer kazanmasına - hep birlikte engel olabilelim .. Çok iyi biliyoruz ki, şu güzelim dünyamızda YARATAN herkese yetecek kadar “her şeyi” vermiştir zaten.. Yeter ki hakça dağıtmasını bilelim.. Yeni yılda SİLKİNİP KENDİMİZE GELMEMİZ umuduyla.. HEPİNİZE MUTLU SAĞLIKLI VE "AKILLI" YENİ BİR YIL diliyoruz BİR TASALANAN
|
En Çok Okunan Haberler
MAKALE Haberleri
|
|||||||||||||||||
TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI |
||||||||||||||||||