SAİT FAİK ABASIYANIK

Sait Faik Abasıyanık, edebi yaşamı boyunca doğa ile içiçe yaşamış ve eserlerinin çoğunda bunu kaleme almış, duygu dolu, ruh ile mantığı birleştirmiş ancak daha çok ruhu ortay koymuş ayrıcalıklı yazarlarımızdan biridir.

Kategori  Kategori : YAZAR/ ŞAİR/RESSAM
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 4738
Tarih  Tarih : 06.01.2011

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto N

Bookmark and Share



wom


Sait Faik Abasıyanık, edebi yaşamı boyunca doğa ile içiçe yaşamış ve eserlerinin çoğunda bunu kaleme almış, duygu dolu, ruh ile mantığı birleştirmiş ancak daha çok ruhu ortay koymuş ayrıcalıklı yazarlarımızdan biridir. Onu bu derece çok iyi yazar yapan kaleminin dışında  çok boyutlu, evrensel düşünen, hassa biri olmasıdır.Her zaman ezilen insanların yanında yer almış, onlara yol göstermiş ve bu dengesiz dünyada yazılarıyla bunu dile getirmiştir.
 
Yaşadığı adada  her gördüğünü not alan, araştıran kalemi ile karştlıkları yazan, başkaldıran güzel bir insandı.
 
Bazen yazıları kendine olan bir serzeniş, bazende uzaklardan gelen bir çığlık olmuştur. / TON
 
Gerçek adı Mehmet Sait olan Abasıyanık, 23.11.1906 'da Adapazarı'nda doğdu, 11 05.1954'te İstanbul'da öldü. İlköğrenimini Adapazarı'nda yaptı. Kurtuluş Savaşı'nın ertesinde ailesi İstanbul'a taşınınca, İstanbul Lisesi'ne girdi ve ardından ortaöğrenimini Bursa Erkek Lisesi'nde tamamladı. 1928-30 yıllarında İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okudu. Bir yıl sonra babasının isteği üzerine iktisat eğitimi için yurtdışına gitti. Burada fazla kalmadı ve Fransa'ya giderek doğal çevresi ve kültürel yapısı ile kendisine çekici gelen Grenoble'de üç yıl kaldı. Groneble'de sürdürdüğü dağınık yaşam tarzı nedeniyle babası onu geri çağırdı ve yükseköğrenimini yarım bırakarak yurda döndü. Yağ İskelesi'nde açtığı ticarethanede işler yürümeyince burayı kapatır ve geçimini kaleminden sağlamaya başlar. Artık kışlarını Şişli'deki evinde, yazlarını da çok sevdiği Burgazada'da geçirir.

Sait Faik şiir yazmaya lise yıllarında başlar, ardından öyküleri yayımlanır. Öykülerindeki şiirsellikle daha o zamandan insanları kendine hayran bırakır.

Uçurtmalar ve İpekli Mendil adlı ilk öykülerinden sonra kendisini tamamen öykü yazmaya verir. Sait Faik, öykülerinde işçi ve emekçileri, kimsesiz çocukları, köşe başındaki dilenciyi ve bankta pineklik eden ayyaşı konu eder.  İlk yapıtları Semaver, Sarnıç, ve Şahmerdan'da çocukluk ve gençlik yıllarının hatıraları, Fransa'da kaldığı yıllarda yabancı çevreye olan yabancılaşması ve insan ilişkilerine dayanan tutumu yer alıyordu. Kimi zaman İstanbul'un kenar semtlerini, yoksul insanları, küçük insanların serüvenlerini ve en önemlisi insan sevgisini anlattı. Züppe burjuva insanlarına kızdığı bu dönem öykülerinde yoksulları yüceltir ve yaşama sevinci ağır basar. İkinci dönem öykülerinde ise insanları bireyler olarak ayrı ayrı değerlendirmeye ve eleştirmeye başladığını görürüz. Bunu takip eden üçüncü dönemde ise yazarın yaşama sevinci yavaş yavaş solar ve yerini hüzne bırakır.

Asıl ününü, bu dönemde kaleme aldığı, yaşadığı Burgaz adasından ve çevresinden kaynaklanan, Rum balıkçıları, denizi, deniz kuşlarını, balıkları, doğayı konu edinen Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Son Kuşlar, Kumpanya ve Havuz Başı hikayeleriyle yaptı. Uzun öykülerinin yer aldığı ilk kitabı Havada Bulut'ta Sait Faik, tamamen yalnızlığı, hüznü, çaresizliği, kaçıp gitmeyi anlatır.

1940 yılında yayımlanan, yoksul insanların yaşam mücadelesini anlattığı Medarı Maişet Motoru adlı roman, tema bakımından olduğu gibi, birbirine eklenmiş hikayeler dizisi oluşturmaları bakımından da diğer kitaplarının tekrarı görünümündedir. Bu kitabın ikinci baskısı 1952'de yapılır. 1951'de yayımladığı Kayıp Aranıyor romanı ise yerleşik ahlak kurallarını taşıması, toplumun türlü kesiminden insanları karşı karşıya getirmesi ve toplumdan kopmuş aydınları  eleştirmesiyle dikkat çeker. Bilinçaltını dile getiren, çağrışımlarla gelişen,  sağlığının bozulduğu son dönemlerdeki tedirgin, yalnız dünyasını yansıtan hikayelerinde (Alemdağ'da Var Bir Yılan) gerçeküstücü öğeler dikkat çeker. Şimdi Sevişme Vakti adlı kitabında ise, sevecen yaklaşımlı, serbest nazımla yazılmış şiirleri bir araya toplamıştır.

1951'de Kayıp Aranıyor romanının toplatılması Sait Faik'in hayatında ara verdiği üç önemli olaydan biri olur. 1939 yılında babasının ölümü ile yazmaya ara veren yazar, 1946'da da kendisine siroz teşhisi konması üzerine bir süre edebiyattan uzaklaşır.

Tedavi için 1951'de Paris'e giden Sait Faik, Samet Ağaoğlu'na yazdığı mektupta hastaneye yatmadan bir gece önce titrediğini, buz gibi terler döktüğünü ve hastaneye yatamayacağını anlayarak biletini alıp derin bir huzur içinde uçağa bindiğini anlatır.

Paris'ten bu kararı alarak dönmesinden üç yıl sonra sıklaşan krizleri sebebiyle hastaneye kaldırılan Abasıyanık, 11 Mayıs 1954'te yaşama veda etti.

ESERLERİ:
ÖYKÜ:
Semaver (1936) / Sarnıç (1939) /Şahmerdan (1940) / Lüzumsuz Adam (1948) /Mahalle / Kahvesi (1950) / Havada Bulut (1951) / Kumpanya (1951) / Havuz Başı (1952) / Son Kuşlar (1952) / Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954) / Az Şekerli (ölümünden sonra, 1954) / Tüneldeki Çocuk (1955) / Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları) (1956) / Balıkçının Ölümü-Yaşasın Edebiyat (1977, derleyen Muzaffer Uyguner)/ Açık Hava Oteli (1980, Konuşmalar-mektuplar derleyen Muzaffer Uyguner) / Müthiş Bir Tren (1981, deleyen Muzaffer Uyguner)

ŞİİR:
Şimdi Sevişme Vakti (1953)

ROMAN:
Medar-ı Maişet Motoru (1944, ikinci baskı 1952'de "Birtakım İnsanlar" adıyla) / Kayıp Aranıyor (1953) / Yaşamak Hırsı


Etiket : Yazdrlabilir Sayfa Yazdrlabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz


AKARCA


wom   AKARCA












UCSAN   wom

En Çok Okunan Haberler

YAZAR/ ŞAİR/RESSAM Haberleri





TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Sayfa 0.296875 Saniyede Yüklendi.