|
|
||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||
DUSME COCUK
engelsiniz diye onlara oyunlarınızda
engelsiniz diye onlara oyunlarınızda arsız fidanlar dikiyorsunuz dipçik diplerine korkutuyorsanız ömrü saatlerde yatan bir kelebek telaşıyla onları sizden bahsederken ''bir akrep kadar hain'' sizden uzak mis kokulu simit kadar kızarıyorlarsa ve hızır paşalar kadar zalim oluyorlarsa bu sizden değil onlardandır benziyorsa birbirine dünyanın bütün çocuklarının saflığı buda onlardan değil sizdendir. attığın taşın tozu bulaşmış olmalı ki parmak uçlarına yine kapkara bir dipçikle yarılacaktır başın rüzgâr söküp atmaya çalışmıyorsa söğüt dalını o taş yerde kalmışsa kime atabilirsin düşme çocuk kim bilir daha kaç çocuk ölmekte mazlumların gözyaşında bilmelisin ki çerçevedeki diplomalar bele takılı silahlar kanunlar insanı insan yapmaz ‘’konuşmacılarıda’’ kavga yoksa, çekişme yoksa, aşkta yoktur çünkü ben öğrendim sevdaya dair türkülerin neden bu kadar yanık olduğunu… düşme düşme ki her sabah nehirler olup ak düşlerime yüreğime ellerime gözlerime bilirim bu akışında nakış nakış aşk bulunur sevgi bulunur/ özgürlük bulunur siz bizim vicdan yüklü hüzün gözlü masum bakışlı çocuklarımızsınız elleriniz dünyanın en güzel çiçeği kokar teniniz ıslak bir sarmaşık ayaklarınızda oyuncaksız oyun yorgunlukları acılar salarsınız kalbimize çünkü biz sizden öğreniyoruz oyuncaksız ‘’oyunların’’ kaç dil bildiğini ve her filizin bir hayat olduğunu bağrında ve üstelik bütün çocukların saflığı gibi ‘’isyan güllerini’’ çocuk kanı dökülen topraklarda tıpkı çocukları öldürülen dövülen sonsuz acıları gibi analarda… düşme çocuk şimdi bir sevda türküsü kulaklarımda süzülür inceden yas tutmalarıma göğe bakarım senle gülüşürüz -iflah olmaz bu gülüşler- bir elim elinde Bir diğeri dokunur yanağına oysa her cemre vaktinde düşer toprağına düşme çocuk kanıyorum sana hiç kimseye kanamadığım kadar kimse beni kaldırmaz kimse bana aldırmaz de düşme ki gelip geçmesin üzerinden ihanetler hüzünler mevcudiyetinin sesi soyu sevda mahallesi bil ki olmayan oyuncaklarından yollar yapıyorsundur en uzak yıldızlara ışıl ışıl yanarken yağmur olup düşeceksin dağlarının doruklarına yanakların ateş kesecek çatlayacak ellerin yedi iklim dört bucak boynunu bükecektir hakkari yöresi düşme çocuk herkes kaldırmaz seni sevgiden barıştan yana oyunlarından firar etme kalk kestane közle bir çiçeği sev bir kelebeği kovala yemle barış güvercinlerini hep denizkızını sev/ki en çok sana yakışsın senin ellerinde uysallaşsın kalk mahalle arkadaşınmış gibi oyna kedi köpekle rüzgârı okşa saçlarınla en yaralı yerine bir gül koy ay orağı gizeminde yapış yakasına yıldızlarında muşamba damlar altında bellimi olur sonra uzun bir kar yağar yollara üşürsün içinde gece karası öfkeler kalır dinmeyen fırtınalar düşme çocuk yıldızlara dön yüzünü güneşe insana şimdi yanmış bir oyuncağın gibi dünya! vereceğin acılarını beklemesin analar başkalarıyla çoğalmak eski bir masal değil oysa hayat sensin yaşam sensin kelime-i şahadet gibi sarıl boynuma kirlenmemiş yüreğin hilesiz sevgin ısıtır beni sarıl çocuk sarıl ki beni yürek yanığı bir türküye sar gül yaprağı bir ezgiye çünkü türküler ölmez sarıl ki içimde büyütme tarifsiz acılar... Kenan Can Yoldaşlar
|
En Çok Okunan Haberler
SIZDEN SIIRLER Haberleri |
|||||||||||||||||
TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI |
||||||||||||||||||