TARABYA...BOGAZIN INCISI

Tarabya herseye rağmen hiç bir köşesi değişmeden saygınlığını elitliğini ve güzelliğini koruyarak yaşamakta olan ender yerlerden biri....

Kategori  Kategori : İSTANBUL SEMTLER/İLÇELER
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 4874
Tarih  Tarih : 10.10.2011

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto N

Bookmark and Share



wom


Tarabya herseye rağmen hiç bir köşesi değişmeden saygınlığını elitliğini ve güzelliğini koruyarak yaşamakta olan ender yerlerden biri…

 

Tarabya, İstanbul Boğazı Avrupa yakasında, Sarıyer ilçesine bağlı semt, deniz kenarındaki tavernaları, balık lokantaları ile ünlüdür. Adı terapi anlamındaki Therapia'dan gelen semt, geçmiş zamanlarda şimdiki Tarabya Oteli'nin yerinde bulunan Tokatlıyan Oteli ile İstanbul sosyetesinin gözde sayfiye yerlerinden biriydi. Bugünlerde eski Tarabya Oteli yeniden inşa edilmektedir

 

Sahilde çay bahçeleri, arka sırtlarda büyük şehir parkı ile ünlü semt, yeşilliklerle örtülü güzel bir yerdir. Sahildeki Şerifler Yalısı, Park içinde kafe olarak kullanılan köşkler değişik çağlardaki Osmanlı mimarisinin örnekleridirler. İstanbul Lale festivalinin yapıldığı parkta korular, yürüyüş parkurları, süs havuzları vardır; burası tatil günlerinde halkın rağbet ettiği bir dinlence yöresidir.

 

Tarabya çok güzel ve meşhur bir koy etrafında yerleşik eski bir semttir. Cumhur Başkanlığı yazlık köşkü, Alman Elçiliği yazlığı, plaj, beş yıldızlı sahil oteli ve sıralı lokantaları ile ünlüdür.

 

5.yy'da adı therapeia (tedavi) olarak patrik attikos tarafından değiştirilir . 14.yy'da ceneviz filosuna yenilen venedik kalyonların bu koya sığınarak yok olmaktan kurtulmuştur . 16.yy'da ii.selim burada balık yemeyi severmiş ve yöreye keyif anlamına gelen tarabiye ismini verir . 18 ve 19.yy da Fenerli Rumlar için sayfiye yeri olur. Bugün Marmara Üniversitesi'ne ait olan bölüm ise eski prens Alexandre Ypsilanti yalısıdır.

 

Boğaz'ın sırtlarına kurulu semt şimdilerde gecekondulaşma ve siteleşmenin etkisinde olsa da; birçok yat ve tekneye ev sahipliği yapan marinası, Huber Köşkü ve meydanında bulunan dev çınar ağacı ile İstanbul'un popüler kıyı semtlerinden biri olma özelliğini koruyor.


TARİHİ ESERLERİ

 

Tarabya'da tarihi eser olarak, iki kilise ve üç ayazma vardı. Kiliselerden biri, Kostantinos(ayios)-Eleni(Ayıa) kilisesi, Rum ortodoks mezarlığı içinde olup 1875 yılında Banker Zarifi tarafından inşa edilmiştir. Yeniköy caddesi üzerinde ki bir sokaktan girilen ve yeşilliklerle çevrili  bir avlu içinde olan kilise önceleri, Ioannes Prodoomos'a ithaf edilmiş iiken 1868 yılında, Yeorgios Zarifis'in katkılarıyla Ayia Paraskevi'ye ithafen yeniden inşa edildi. Bu kilise içersinde aynı ismi taşıyan bir ayazma bulunmaktadır. Tarabya'da ayrıca iki ayazma daha vardı ve bu ayazmalardan biri, Ayios Ionnas'e diğeri de Ionnes Prodromos'a (vaftizci yahya) ithaf edilmiştir.

 

Tarabya'nın tek kaynak suyu, soğuksudur. Hayat sokağın üst tarafında bulunan koruluğun içinden çıkmakta olup, Tarabya'da ki çeşmelerde bu su kullanılmaktadır. Tarabya, Terkos( Terkan) Metropolitliği'ne bağlı bir Rum köyü idi. Metropolit'in ünvanı Terkos ve Neokirion Piskoposu idi. Terkos yöresinde Türklerin sayısı artıp Rumların sayısı azalınca, Metropolitlik de Tarabya'ya taşınmış oldu.

 

Halen Terkos metropolitliği merkezi Tarabya'dadır. Tarabya'da ki kiliselerden ikisi[değişik isimleriyle: Ayayani ve Anastas] 6-7 Eylül olayları sırasında tahrip edildi. Tarabya'da Sinagog bulunmamaktadır. Ermeni ve Rumlara ait mezarlıklar ise, kiliselerle içiçedir. Tarabya, Boğaz'ın en çok ilgi gören semtlerinden biriydi. Koyu'nun güzelliği, havasının mükemmelliği, kuzey rüzgarlarına kapalı olduğu için ikliminin ılımanlığı, yeşilile mavinin içiçe olması nedeniyle bilhassa yabancı ülke temsilciliklerinin vaz geçemediği bir yerdi. Tarabya, yaz aylarında sayfiye için gelenlerin ve yabancı elçilik mensuplarının çokluğu ile bir anda havasına giriyordu. Yalılar, köşkler, konaklar doluyor, hatta sokak aralarında kiralık ev bulmak imkanı bile olmuyordu. Yabancılar gibi yerli zenginler de Tarabya'ya ilgi gösterince, deniz kıyıları yalı ve sahilhanelerle doldu. Her biri tarihi değer taşıyan bu binalar, mimari özellikleri ile de dikkati çeker.

 

Tarabya'nın en görkemli binalarından biri 19.yüzyılda yapılan Summer palas oteli idi. Bu otel, Alman Büyükelçiliğinin yazlık binalarının yanında ki koruluğun içinde idi. Ne yazık ki bu otel, 1915 yılında yaşanan büyük Tarabya yangınında yanmış, 1950 yılında ise tamamen yıkılmıştır. İpsilanti yalısı,[ bu yalıya çifte yalı da denilmektedir.] Kefeliköy caddesi üzerindedir. Padişah III.Selim döneminde(1789-1807) yaptırılan bu yalı bir kaç kez yanmıştır. İlk olarak 1818 Nisan ayında, ikinci kez 1913 yılı sonrasında ve son olarak da 1932 yılında yangın görmüştür. İpsilanti yalısı pek çok enteresan olaya tanıklık etmiştir. Bu yalının tarihçesi ile ilgili olarak Ahmet Mithat Efendi şöyle yazar:" Rumların, fenerliler denilen ve Tarih-i Osman-i de kayıtlı, Eflak ve Boğdan beylikleri ile alakalı büyük ailelerine ait bir yalı idi. Bunların devlete ihanetleri görüldü. Kendileri tarumar edildi. yalıları müsade edildi. Sultan III.Selim tarafından yalılar Dersaadet[istanbul] Fransız sefaretinin sayfiyesi olmak üzere fransızlara verildi"

 

Kireçburnu caddesi üzerinde ki Reşat Erkan yalısı ile Ali Rıza Ekinci yalısı da Tarabya'nın tarihi binalarındandır. İtalyan Büyükelçiliği yazlık binası da Tarabya'nın görkemli binalarından biridir. Bu bina padişah II.Abdülhamit zamanında ve 1906 yılında inşa edilmiştir. Elli üç odalı ve sofalı bu büyük yalı, padişah II.Abdülhamit tarafından karadağ beyi'nin Victor Emanuel ile evlenen kızına çeyiz olarak hediye edilmiştir. Tarabya' ya adını yazdıran ve Tarabya ile özdeşleşen bir diğer yalı da, Villa Zarifi yalısıdır. Padişah Abdülaziz(1861-1877) döneminde inşa edilmiştir. Yalının sahibi Nikola Zarifi paşadır.[Yorgo zarifi de deniliyor] Bu yalının sultan Abdülaziz tarafından Nikola zarifi paşa'ya hediye edildiği de resmi kayıtlarda olmasa da söylenmektedir. Bu yalı zaman içersinde değişik amaçlar için de kullanılmıştır. Bir ara pansiyon olmuş, daha sonra otel ve en son Restaurant olarak kullanılmıştır.

 

Zografos yalısı da tarihi eserlerden olup, 18.yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiştir. Yalının sahibi Hristaki Zografos, Sultan Abdülaziz'den itibaren devlete borç para veren bir bankerdi. Bu yalı hala Zografos ailesine ait olup günümüzde içinde torunları oturmaktadır. Hemen yanında ki bina, Kimon Palamidis Evyanidis yalısı ve tarihi eserlerdendir. Tarabyanın en görkemli tarihi binası Huber malikanesidir. Yani bugün ki Cumhurbaşkanlığı köşkü. Bina 19. yüzyılın sonlarında yapıldı. Bahçesinin yüzölçümü 34.046 metre karedir. Bu binanın sahibi, osmanlı devletine silah satan Krupp firmasının İstanbul temsilcisi Huber idi. Sultan Abdülaziz'in Fransa İmparatoriçesi'nin nedimesi için yaptırarak ona hediye ettiği bu bina bir kaç kez el değiştirmiştir. Osmanlı devleti Adalet bakanlarından Necmeddin Molla[kocataş] satın almış, bir süre sonra o da Mısır Hidiv'i İsmail paşa torunlarından Prenses Kadriye'ye satmıştır. Prenses bu görkemli köşkü, Fransız Dame de Sion'a hediye etmiş ve malikane bir süre okul olarak kullanılmıştır.Bu bina daha sonra Boğaziçi İnşaat ve Turizm A.Ş.şirketi tarfından satın alınmışsa da günümüzde Cumhurbaşkanlığı yazlık köşkü olarak kullanılmaktadır.

 

Tokatlıyan oteli, bugün ki Tarabya otelinin yerinde idi. 19.yüzyılda inşa edilen bu otel, Boğaziçi'nin en görkemli binalarındandı.Yıllarca Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi İstanbul sosyetesini ağırlıyan bu otel, 1954 yılında büyük bir yangın görmüştür. Yerine bugünki Tarabya oteli inşa edildi. Yedi yılda inşaatı tamamlana otel, 1964 yılında hizmete açıldı. T.C.Emekli sandığı tarafından işletilen otel, yakın zamanda yirmi yıllığına, bir yabancı firmaya  kiralanmıştır. Otelde yanileme çalışmaları devam etmektedir.

 

Tarabya'da pek çok tarihi ağaç bulunmaktadır. Tarabya Dere sokağında ve Tarabya spor kulübünün önünde ki çınar ağacı da asırlık olup çevresi 5.40 metredir. Bir diğer anıt ağaç da deniz kenarında ki parkın ana caddeye yakın kısmında ve yol kenarında olup, çevresi 5.50 metredir. Tarabya'da özellikle elçilik binaları ile, diğer özel kişilere ait yalı ve köşklerin bahçe ve korulukları içersinde de çok sayıda tarihi ağaç vardır. Fransa Büyük elçiliği yazlık binası[Şimdi, Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi Kamu yönetimi bölümü] bahçesi içinde ki asırlık çınar ağaçları olağanüstü bir görüntüye sahiptir.

 

Tarabya, önceleri balıkcı köyü iken, sonraları sayfiye yeri olarak isim yaptı. Havasının ılıman olması, nefis koyu, mavi ve yeşillikler içersinde bulunması nedeniyle, zenginlerin ve yabancı ülke temsilciklerinin yerleşim bölgesi oldu. Tarabya sahil şeridinde yapılan yalılar, sahilhaneler ile iç kısımlarda ki köşk ve konaklar, burasının ne denli ilgi gördüğünü göstermesi açısından ilginçtir. Dalyanı, balıkcısı ve balıkcı esnafı ile küçük bir balıkcı köyü olan Tarabya, 18 ve 19. yüzyıllarda İstanbul'un Fener semtinde ki Rumların sayfiye yeri idi. Ancak 19. yüzyılda Rus konsolosluğu, İngiltere, Fransa, Almanya,Avusturya ve İtalya sefaretleri yazlık binaları ile, balıkcı köyü görüntüsünden bir anda uzaklaşmaya başlamış ve Tatil, eğlence semti olmuştur. tarabya koyu, yatlara, kotralara ve sandallara marina hizmeti vermektedir. Bu durumu ile Tarabya, günümüz de Sarıyer'in ve tüm Boğaziçi'nin turizm merkezidir.

 

Yaşam standartları yüksek olan Tarabyalılar, eğlence sektörüne de önem verdiklerinden, burada çok sayıda lokanta ve müzikhol vardır. Tarabya'nın zamanla yazlığa gelinen bir semt olmasından çok, devamlı oturulan bir semte dönüşmesi, bu mahallenin şaşılacak bir hızla büyümesine neden olmuştur. Günümüzde Tarabya, ilçenin en modern ve zengin ilçesi olduğu gibi, en kalabalık semtidir de.

 

İstanbul'un gazinolar semti olarak adlandırılan Tarabya'da, yaşam, gece olunca çok hareketlenir. Eskiden Hristo'nun, İdareci Boğos'un, Garabet'in, Serafi'nin meyhanesi, yeni karadut, Taverna, Paella, Villa zarif gazinoları ile ünlü iken, sonraları Tarabya sahili çok daha fazla sayıda lokanta ve müzikhollerle dolmuştur. burada ki lokantalardan Filiz ve Kıyı restaurant, Türkiye'de en iyi balık yenilen ilk on lokanta arasında bulunmaktadır. Kireçburnu mahallesine çok yakın bulunan ancak Tarabya mahallesi sınırları içersinde olan Uğurcan restaurant (eski Façyo), Mehmet usta ve Family restaurantları da çok ilgi gören mekanlardır. İstanbul Vilayet evi de Tarabya sınırları içersindedir.

 

Tarabya'nın en ünlü mamulü, dondurmasıdır. Ünlü Veli Usta 1927 yılından beri küçük işletmesinde ürettiği dondurma ile adeta markalaşmıştır. Şimdilerde işin başında olan çocukları ve torunları, aynı hassasiyet ve titizlilik içersinde, marka olan bu ünü sürdürmektedirler. Eğer tarabya'nın bu ünlü dondurmacısına yolunuz düşerse, muhakkak " kağıt helvalı " dondurmayı yiyiniz.

 

Boğaziçi'nin ilk deniz hamamlarından biriTarabya'da açıldı. İstanbul şehremaneti 28.09.1870 yılında aldığı bir kararla, Kadıköy, Adalar ve Boğaziçi'nde yirmibiri erkek, beşi kadınlara ait olmak üzere toplam yirmialtı hamam[plaj] açılmasına hüküm verir. Bu karar üzerine 1871 yılında Tarabya'da ilk plaj açılmış olur. Çok uzun yıllar kullanılan bu plaj bir ara kapanmış, daha sonraları yeniden açılarak Tarabya Plajı adı altında işletilmeye başlanmıştır. İstanbul sosyetesinin çok ilgi gösterdiği bu plaj eskiden halk plajı iken sonraları Tarabya otelinin özel plajı olmuştur. Daha sonraları, özel şahıslara kiralanan Tarabya plajı, şimdilerde palet 2 isimli Restaurant'ın bir bölümü olarak faaliyetini sürdürmektedir.

 

Foto galeri için TIKLAYIN



Etiket : Yazdrlabilir Sayfa Yazdrlabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz


AKARCA


wom   AKARCA












UCSAN   wom

En Çok Okunan Haberler

İSTANBUL SEMTLER/İLÇELER Haberleri





TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Sayfa 0.2348633 Saniyede Yüklendi.