|
|
||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||
BEBEK.. YALILARI VE KORULARI ILE UNLU...
İstanbul'un, Rumeli yakasında, Boğaziç 'nde, Arnavutköy ile Rumeli Hisarı arasında aynı adı taşıyan koyun kenarında yer alan Beşiktaş ilçesi içindeki semt, yalıları ve koruları ile ünlüdür. Bebek'in en önemli özelliklerinden biridir koruları. yani İstanbul'da eskiden çok fazla olan ama gün geçtikçe azalan yeşil dokunun önemli bir kısmını barındırır.
İstanbul’un, Rumeli yakasında, Boğaziçi’nde, Arnavutköy ile Rumeli Hisarı arasında aynı adı taşıyan koyun kenarında yer alan Beşiktaş ilçesi içindeki semt, yalıları ve koruları ile ünlüdür. Bebek'in en önemli özelliklerinden biridir koruları. yani İstanbul'da eskiden çok fazla olan ama gün geçtikçe azalan yeşil dokunun önemli bir kısmını barındırır. Çünkü İstanbul'da ayrıcalıklı bir hayat yaşamanın en önemli ölçülerinden biri, yeşil bir doku içinde olmaktır yani doğa, birçok büyük kentte olduğu gibi burada da bir ayrıcalıktır. Semtin adının nereden geldiği kesin bilinmiyor. Geçmişi Hıristiyanlık öncesi döneme rastlıyor ve bilinen en eski adı Chilai ya da Skallai, yani iskeleler. Evliya Çelebi'ye göre ise, İstanbul'un alınması sırasında buraya atanan bir devlet memurunun lakabından kaynaklanan bir isim. Bebek Çelebi, bebek yüzlü bir adammış. Dev bir Bizans şehrini kuşatmaya çalışanların içinde bebek yüzlü bir insanı hayal etmek pek kolay olmasa da Bebek Çelebi semte adını verecek kadar bebek yüzlüymüş demek ki. Bölge kıyı şeridi üzerinde yer alan Bebek semti engebeli bir arazi üzerine kuruludur. İstanbul Boğazı deniz hududu olan semtin, köpr? ?ye olan uzaklığı 9367 metredir. Doğusu Sarıyer, batısı Beşiktaş, kuzeyi Etiler Polis Merkezi ile çevrilmiş olup “Küçük Bebek”, güneyi de “Büyük Bebek” diye bilinir. Bebek semtinin bilinen en eski adının, kaynaklarda farklı şekillerde yazılan (Challae, Chilai, Khile), Skallia (iskeleler) sözcüğünün bozulmuş bir biçimi olan “Hallai” olduğu ileri sürülmektedir. Bunun yanı sıra “Bebek” adının kö kleri Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar uzanır. Evliya Çelebi’ye göre, Fatih Sultan Mehmed, Rumeli Hisarı yapımı ve kuşatma sırasında bölge asayişini sağlamak için Bebek Çelebi lakaplı bir bölükbaşı tayin eder. Bebek Çelebi, semtte bir köşk ve bir bahçe yaptırır. Asıl adı Mustafa Çavuş olan bu zatın vefatından sonra da semt onun adıyla anılmaya başlar.* Bebek’de eserler Bebek Camii İstanbul’da, Bebek’te, Bebek-Rumelihisarı yolunun deniz tarafında, Bebek vapur iskelesinin batısında yer alır. 18. yüzyılın başlarında, 1138/1725-26’da III. Ahmed’in sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından, Bebek Köyü yazlık bir yerleşim yeri olarak dü zenlenirken, Hümayunâbâd Kasrı yanına III. Ahmed adına bir cami yaptırı lmıştır. Padişah mahfili bulunan ve fevkani olarak yapılmış, alt katının mektep olarak kullanıldığı Ayvansarayi tarafından belirtilen bu cami, zamanla bakımsızlıktan eskidiği için, Evkaf Nazırı Mustafa Hayri Efendi tarafından yıktırılarak zamanın Evkaf Başmimarı Kemaleddin Bey’e, 1331/1913’te aynı yerde bugünkü cami yaptırılmıştır. Yapıda biri son cemaat yeri girişinin, diğeri harim kapısının üzerinde olmak üzere iki adet kitabe levhası, bir de yapının tarihini veren son cemaat yeri girişinin üzerindeki kitabede “Ketebe Hakkı” imzası bulunmaktadır. Kesme küfeki taşından inşa edilen cami alçak duvarlı bir avlu içinde yer almaktadır. Mimar Kemaleddin ve Vedat (Tek) Beylerin öncülüğünde o dönem yapılarına egemen bir üslup olarak karşımıza çıkan I. Ulusal Mimarlık ü slubunun bütün özelliklerini yansıtan yapı, genel hatlarıyla kare planlı ve tek kubbeli olup, üç gözlü son cemaat yerine sahiptir. Bebek Kasrı Bir zamanlar Bebek Bahçesi’nde yer alan kasır. Evliya Çelebi ve Vakanüvis Asım Efendi, Bebek Bahçesi’nde inşa edilen en erken kasrın bânisi olarak I. Selim’i ( hd 1512-1520) göstermektedir. 16. yüzyılın ikinci yarısı ve 17. yüzyıl boyunca ihmal edilen Bebek semti ile birlikte Bebek Bahçesi içinde bir kasır, hamam ve bir cami yapılmıştır. 1725’te inşa edilen kasır devrin modasına uygun olarak “âbâd” eki ile “Hümayunâbâ d” ismini almıştır. Bu kasrın planı ve görünüşü hakkında hiç bir bilgimiz bulunmamaktadır. Bebek Kasrı ve Bahçesi’nin 1730 sonrasında, I. Abdülhamid zamanına kadar yeniden terk edildiği düşünülebilir. Cami ve kasır 1775’te ve I. Abdülhamid saltanatının sonlarında iki kez tamir görmüş, ayrıca 1784’te de, Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa, kasrı ve Bebek Camii’ni tamir ettirmiş; aynı yıl İstanbul’a gelmiş bulunan Fransız Elçisi Choiseul Gouffier tarafından yaptırılan Préault imzalı bir gravür ve Jouannin imzalı kopyası, 18. yüzyılın son çeyreğinde yeniden yapılmış olan bu kasrı göstermektedir. 19. yüzyıl Bebek Kasrı sultanın binişleri için daha seyrek kullanılırken, daha çok Reisülküttab ile Avrupalı elçilerin gizli toplantılarına mekan olmuş ve “konferans köşk? ?” olarak adlandırılmıştır. Hadikatü’l-Cevâmi’de adı daha da sık geçmekte ise de bu bilgiler kasrın mimari karakterini analiz etmemizi sağ layacak ayrıntılar içermez. Kasır Sultan Abdülmecid zamanında, henüz yeniden onarılabilecek durumda iken, 1846’da yıktırılmıştır. Bebek Vapuru Şehir Hatları İşletmesi vapuru. Şirket-i Hayriye’nin 55 baca numaralı vapuru olarak yapıldı. Şirket İskoç ya’da, Glasgow’daki Armstong gemi tezgahlarına iki küçük yolcu vapuru ısmarlamıştı. Bu iki vapur inşa edilmiş, ama kendi başlarına İngiltere sularından İstanbul Limanına kadar gelmeleri sakıncalı, hatta imkansız görü ndüğü için, parçalar halinde bir şilebe yüklenerek yola çıkartılmıştı. Bu parçalar, Hasköy Tersanesi’nde birleştirilecekti. Ama şilep yolda batınca, iki vapurun parçaları da yok oldu. Firma bu iki vapurun yerine hemen yenilerini yaptırıp göndermeyi kabul etti. 55 numaralı Bebek ile eşi 56 numaralı Göksu 1905’te inşa edildi ve aynı yıl İstanbul’a getirilip hizmete kondu. İki vapur da şirketin en küçük vapurlarından olup 65 grostonluktu. 21 metre uzunluğ unda, 4,8 metre genişliğindeydi. 1,8 metre derinliği vardı. Buhar makinesi 150 beygir gücündeydi, tek uskurluydu. Saatte 8 mil yapıyordu. Boğaz’da, posta seferlerinden çok karşılıklı iki yaka arasında çalıştırıldı. 9 Kasım 1963’te hizmet dışı bırakıldı, 27 Temmuz 1967’de sökülmek üzere satıldığı zaman 62 yıllık bir tekneydi. Yılanlı Yalı Bebek Koyu’nun ve Boğaziçi’nin namlı yalılarından biri Yı lanlı Yalı’dır. Bu yalı, eliböğründelerle taş duvar üzerinde, geleneksel mimari üslubuyla İstanbul’da ancak birkaç örneği kalmış ahş ap yapılarımızdandı. 1964 yılında Harem bölümü tartışmalı bir şekilde yandı. Kayalar mevkiinde, I. Abdülhamid veya III. Selim devirlerinde yapılarak, muhtelif tadillerle günümüze kadar gelmişti. “Yılanlı Yalı ” isminin kaynağı: Reisülkuttab (hariciye nazırı) Mustafa Efendi’nin yalısını beğenen II. Mahmud ortak dostları Musahip Said Efendi’ye bunu açınca, sahibini korumak için Said Efendi yalının içinde yılan olduğunu sö yleyerek padişahın yalıyı edinmesini önlemiş, böylece adı “Yılanlı Yalı” kalmış. Valide Paşa Yalısı (Mısır Konsolosluğu) Valide Paşa Yalı sı, 1902 yılında İtalyan Mimar Raimondo D'Aronco tarafından yapıldı. Hâlâ Mısır Başkonsolosluğu’na ait olan (deniz cephesinden üç, cadde cephesinden iki katlı) kârgir bir binadır. İnşası, üzerindeki tarih levhalarına g? ?re 1318’dir (1902). Bu bina aynı yerde yapılmış üçüncü yapıdı r. İlk yapı, Sultan III. Ahmed’in Kadıaskerlerinden Dürrizâde Arif Efendi’nin yalısı idi ki, Bebeğin Lâle Devri eseri namlı yapılarındandı. Boğaziçi’nde Sefaretler Boğaziçi’nde halen, Mısır Başkonsolosluğu (Bebek), İtalya ve Fransız (Tarabya), İspanya ve Rusya (Büyü kdere) sefaret yazlıklarıyla; yine Rusya Ateşeliğine ait (Tarabya/Kireçburnu) yazlığı bulunmaktadır. Kavafyan Konağı Katolik Yetimhanesi yakınlarında 1571 tarihli eski Kavafyan Konağı’nın ayakta duran ( ama dik durmayan ) harem kısmı görülebilir. İstanbul’un bugüne kalmış en eski konağıdır ve 1751’de yapılmıştır. Odaların ortadaki sofaya açıldığı tipik konaklardan biridir. Bazı tavan ve duvar süslemeleri da hâlâ görü lebilir. Beyhan Sultan Sarayı Arnavutköy’de Akıntı burnu’ndan başlayan ay biçimi koyun ilk büyük binası Beyhan Sultan Sarayı idi. Bu saray daha sonra Boğaziçi Lisesi olmuş, 1953 yılında da A. Menderes zamanında yol için yıktırılmıştır. Ayşe Sultan Köşkü ve Korusu Apartmanların, villaların istilasına uğrayan Sultan II. Abdü lhamid’in kızı Ayşe Sultan Köşkü’nden sadece küçük bir müştemilat binası kalmıştır. Şimdi burası küçük bir koruluk içinde site halindedir. Arifi Paşa Köşkü ve Korusu Arifi Paşa Köşkü ’nden günümüze hiçbir eser kalmamıştır. Koru Ayşe Sultan Korusu’nda da olduğu gibi çok katlı apartmanlar ve villalarla dolmuş tur. İzzetâbâd Köşkü Beyhan Sultan Sarayı’nın arkasındaki tepede İzzetâbâd Köşkü ve Abraham Paşa’nın köş kü bulunuyordu. Her ikisi de ortadan kalkan bu köşklerden İzzetâbâd Köşkü bir şirket tarafından yeniden inşa edilmiştir. Bebek Oteli Çırağan, Büyükdere/Fuat Paşa otelleri zincirinde, Bebek Oteli, Boğaziçi Rumeli yakasının üçüncü yalı otelidir. Bebek Koyu ortasında, Bebek-Rumelihisarı yolu no: 113- 115, zemin katı lokanta+4 kat kagir, inşası 1965’dir. 47 odası, 95 yatağı bulunan otelde bar ve terasta bir kafe mevcut. Fikret Yüzaltı Yalı Köşkü Bebek Oteli ile sahil kornişinin, apartman tarzı sahilhanelerin yeknesaklığ? ?nı gideren bu 91 nolu, iki katlı yalı/köşkü oldukça şirin. Duvarları betonarme olmasına rağmen, ahşap kordeleli saçağı, beyaz boyası ve şale sitiliyle bir muhabbetkuşu gibi. Bu sahilin eski günlerinden hafif bir esinti getiriyor. Aslında, birkaç sayfa evvel kaydettiğimiz muhteşem yalılardan kalan arsa üzerine, 1968’de İsmet İnönü’nün yaverlerinden Fikret Yüzaltı tarafından yaptırılmış. Girişi ve taksimati hareketli ve çok kullanışlı. Holden basamaklarla, akvaryum gibi, deniz üzeri salona iniliyor. İnşirah Vadisi İskele karşısından Etiler’e çı kan İnşirah Vadisi de İstanbul’un önemli parçalarındandır. İki tarafta koru, yapı üslupları bakımından önemli köşkler, yolun solundaki tepede, Zincirlikuyu’dan başlayan uzun caddeye ismini veren Nisbetiye Köşkü, orijinal durumunu birçokları gibi kaybetmesine rağmen, burada siteler, apartmanlar inşa edilinceye kadar durmuştur. Yolun sonunda Rum Kilisesi önünde İstanbul’un en muhteşem çınarlarından biri boy gösterir. Ayios Haralambos Rum Ortadoks Kilisesi Ana caddeden 100 metre kadar sonra İnşirah Sokağı ile Meygede Sokağı köşesinde Ayios Haralambos Rum Ortodoks Kilisesi yer alır. Dikdörtgen planlı, duvarları yığma taş, damı kiremitli, kilise çepeçevre dar bir avlu içinde. Beton çan kulesi 1962 yılında ilave edilmiş. Kuzey avlusundaki beş mezarın tarihleri 1883’den 1907’ye kadar uzanır. İlk kilisenin oluş umundan 61 yıl sonra buraya defin yapıldığı görülüyor. Fransız Yetimhanesi Fransız Yetimhanesi’nde Süryani ç ocukların 2 yıl eğitim aldıktan sonra Fransa’ya gönderildiklerini, çocuklar Fransa’da rahip ve rahibe olarak yetiştirildikten sonra ailelerine de Fransa’da oturma izni verildiği bazı kaynaklarda belirtilir. “Fransızlar, kendi ülkelerinde din adamı olmak isteyen genç bulamadıkları için dış ülkelerden çocuk topluyorlardı” diye de söylentiler duyulmuştur. Hekimpaşa Yalısı Tekrar zaman içinde gidip geliyoruz. Uçup giden bir yalı da Hekimpaşa Yalı sı’dır. Mareşal Motkr, bu yalının set set bahçelerinden ve içindeki gü llerden övgü ile bahseder. Boğaziçi Üniversitesi Bebek’le Rumelihisarı arasındaki tepelerde Boğaziçi Üniversitesi’nin arazisi uzanır. Arazi, Moliére’den yaptığı uyarlamalarla tanınmış bir devlet adamı olan Ahmet Vefik Paşa’dan satın alınmıştır. Burası eski Robert Kolej’dir. Robert Kolej 1863’te Cyrus Hamlin tarafından kurulmuştur. Hamlin Kırım Savaşı sırasında Florence Nightingale ile çalışmış bir misyonerdi. Türkiye’yi sevdi ve burada bir Amerikan eğitim kurumu açmayı aklına koydu. Okuldaki binalardan birine onun adı verilmişse de, okulun kendisi, kurulması için gerekli parayı sağlayan Christopher Robert’in adını taşır. Daha sonra bir devlet kurumu olarak “Boğ aziçi Üniversitesi” adını almıştır. Rumeli (Aşiyan) Mezarlığı İstanbul’un eski mezarlıkları hem uhrevi bir hava taşır, hem de çiç ekleri, kuşları, ağaçlarıyla hayatın içindedir. Buradaki mezarlık deniz kenar? ?na kadardı, yol genişletilmesi nedeniyle pek çok kabir kaldırıldı. Ortadan kaldırılanlardan biri de tanınmış şair Mehmet Nesip Efendi’nin kabridir. Burası bahar aylarında, Aşiyan’dan bakıldığında, eflatun erguvanlarla süslüdür. Küçük Bebek Etiler’e doğru uzanan dar vadinin önü, 19. yy’ın ortası nda, Ferziozi’nin gravüründe görüldüğü gibi dalyandır. Bu çevrede, geçen yüzyılda, Şehzade bahçelerinde, büyük masraflarla yapılmış seralarda belki dünyanın en güzel çiçekleri ve en muhteşem ağaçları bulunuyordu. Foto galeri için TIKLAYIN
|
En Çok Okunan Haberler
İSTANBUL SEMTLER/İLÇELER Haberleri
|
|||||||||||||||||
TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI |
||||||||||||||||||