|
| |||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||
BAYAN ARKADAS ARANIYOR! (+18)
18-24 yaşları arasında, bakımlı, alımlı, dolgun kalçalı, ak beyazı göğüslü, alabildiğince renkli gözlü, baştan aşağıya çarpıcı görünüşlü, dar kot pantolon giyen, yaz aylarında diz üstü şortlar, askılı bluzlar giymeyi tercih eden, bedenine dolan sıcaklığı bana hissettirecek bayan arkadaş aranıyor!
Aşağıdaki satırlarda, genç bir yazarımızın cinsellik ve bunun ülkemizdeki durumu hakkında bir kısa hikaye denemesini okuyacaksınız.. Kendisinin birçok şiir ve yazılarını EDEBİYAT DEFTERİ.COM isimli sitede okuyabilirsiniz. Bize göre oldukça uçuk benzetmeler ve çağrıştırmalar yapmaya çalışıyor.. Bayağı beyin jimnastiği gerekiyor yazının içinden doğru birlikte yürümek için.. Okuyun bakalım ne diyeceksiniz.. Bu konudaki ciddi yorumlarınızı da bekleriz.. TÜRKİYEİNTERNETTE BAYAN ARKADAS ARANIYOR! (+18) 18-24 yaşları arasında, bakımlı, alımlı, dolgun kalçalı, ak beyazı göğüslü, alabildiğince renkli gözlü, baştan aşağıya çarpıcı görünüşlü, dar kot pantolon giyen, yaz aylarında diz üstü şortlar, askılı bluzlar giymeyi tercih eden, bedenine dolan sıcaklığı bana hissettirecek bayan arkadaş aranıyor! Volkan lavları gibi yanan teninde eriyen çikolatanın tadına bakacağım... Gözleri ve hareketleriyle bana ayaküstü titreyişler geçirecek... Dumanlar çıkan sertliğime bacaklarının arasından vize verecek... Kayıtsız, şartsız! Sesiyle pozisyon geçişlerine tanık olacağım... Her tarafıyla şehvete susamışlığını bedenime süreceğim... Gecelerime şehvet yemini edecek, dudaklarıyla ıslaklık bırakacak tenimde... Dişiliğini silah bilecek; kendimi kaybediş nöbetlerine geçeceğim. Kadınlığıyla beni kendine bağlayacak. Eğer ki halimiz Aliço'nun oğlu Sabo gibiyse!; Sabo'nun içindeki cinsel istek ıslanırken perde perde... Gün aşırı masturbasyon yapan Sabo'nun içindeki isteği vakit geçince derinleşirken bu haline çare arayan babası kıyıda köşede biriktirdiği parayı başlık parası olarak feda edip Sabo'yu evlendirir... Köy halkından bir ailenin kızıyla Sabo'nun düğünü yapılır. (Vay şimdi kızın haline!) Vücudundaki arzu şelale gibi akan Sabo'dan annesi babası kısa zamanda torun beklemeye koyulurlar... Aylar geçmiş Aliço'nun başını hayretler gölgelemiş; çünkü Sabo eşini alıp anne babasını ziyarete hiç gitmemiş... Hassasiyetini anlamlandıran bir tavırla Aliço oğlunu ve gelinini ziyarete gider... Ne tuhaf bir durumdur ki, kapıyı çalıp içeri girdiğinde Sabo'nun hâlâ masturbasyon yaptığını görür... Aliço'nun öfkesi gözlerine ve yüzüne yansır... ''A oğlum! Tertemiz kız buldum, seni evlendirdim. Nedir bu halin hâlâ masturbasyon yapıyorsun'' diye söylenir... Bunları duyan Sabo'da bir öfke bir kızgınlık, ''A babacığım! Tertemiz kız buldun amma güçsüzdür, kolları çabuk yoruluyor!'', der... Kıssadan hisse senedi. Ateş böceklerini yıldız sananlara! Hayatın farklı anlamlar yüklediği yaşlarımdı. Aklıma hep onun bedeni düşüyordu. Kahrolası beynimde tek hayalim onun göğüs dekoltesinden beliren göğüs uçlarıydı. Titriyordum... Cinsel arzular dolu bakışlarıyla beni süzüyordu. Uykulardan şaşkın kalktığım sabahlarım oldu.... Porno dergilerinden yırttığı çıplak kadın fotoğraflarını duvarlara astığını gördüğümde heyecan bacaklarımı geriyordu... Daha 19 yaşındaydı, kız cinsinin cinsellikte karşılıksız olduğu yaşlar. (Yirmisinden sonra dişiliklerini pazara çıkarırlar, açık artırma misali!) Giyinişi midemde sancılar başlatıyordu... Kot pantolonuna zar zor sığdırdığı süt beyazı dolgun kalçalarını sertliğime sürttükçe, sertliğimden dumanlar çıkıyor, volkan lavları gibi sıcaklık içine giriyordu. Düşüncelerimi sular basıyordu... Yaz gecelerinin tvlere yansıdığı şehvet dolu sahnelerinden etkilendiğimiz zamanlar, onların yazlıklarına kaçamak yapardık. İzlediğimiz porno filmlerden öğrendiğimiz fantezileri uygulamaya çalışıyorduk... Sadece biz değildik... Kimi zaman ''hiç kimse'' derdik ama yazlıklarla dolu ilçede cinsellik özgürlüğün kanatlarındaydı... Yaşadığımız cinselliğe rağmen yaşıtlarımızın cinselliğine imreniyorduk!... Keyifle kumsalın serinliğine uzanır, parmaklarımızı toprağa dürtüp eşeliyorduk... Kumsalda yuvarlanır, tenine yapışan kum tanelerini temizlemeye başlayınca, elleriyle sertliğime dokunuyordu... Böyle dakikalar nasıl geçerdi... Dudaklarını sertliğimde hissettiğimde kızıl saçlarını avuçlar çekerdim, yine de bırakmaz dudaklarının arasına aldığı sertliğimi dilinin arasında gezdiriyordu... Artık dayanamıyordum, sertliğim kusuyordu... Bir kız şehvet banyosunda Fahişe kimliğine bürünmedi Şarap ve cips... Kendimizi böyle yaşıyorduk... Yatağı beğenmediğimiz geceler oldu... Kanepede pozisyon bolluğunda sabahlar ettiğimiz saatler. ''Yıldızlar gidecek birazdan'' derdi... Uyumalıyız... Yoğurt, krema, dere otu, sarımsak ve tuz karışımı mükemmel soslar yapardı. Cipsleri bandırarak yerdik. Gögüslerinin üstüne dökerek sosların tadına bakardım! Bu hayatın neresindeyiz Düşünceler sarmaş dolaş Dans ederken vücut kıvrımlarını müziğin ritmine uydurması, dans akamedisi öğrencilerini kıskandıracak derecedeydi... Daha 19 yaşındaydı, gayeleri dudaklarında... 20 yaşımdaydım, davalarda süzülmemiş bir piskoloji... Çizginin diğer tarafı ikimizi de ilgilendirmiyordu... Çünkü, toktuk doyuyorduk; alkol, yemek ve seks, yaşam bunlardan ibaretti... Neymiş, nasılmış, yaşadıklarımız karşılıksız oldu... Birde çizginin diğer tarafı vardı; Közde yakardık sigaramızı. Esmer, ıslak sabahlara çıkardık. Bir bakardık; bir çift simsiyah göz; közümüz söner, kurumuş dere yatakları gibi sahipsiz bir kimliğe bürünürdük. Aliço, yüzüne elbise giyemezdi, çok ağlardı. Öğle vaktine kadar ağlar, tuhaf kalabalığın sesini bastıran, ayağını sıkan ayakkabılarının sesini dinlerdi... İsyan ağırlığı taşıyan çatlak topuklu ayakkabıları her adım atışında üstün onur sesi çıkarırdı. Namus; kadın kalçarına meze olmuşken yüksek topuk seslerine kredi kartını vokalist yapan haysiyet yoksunu bakışlı erkeklere kapağı açılmış gazozlar ısmarlardı... Kaldırım taşı beden mağazalarına uzun kuyruklar oluşturanlara öksürük acısıyla kilitlenmiş umutlarını fısıldardı... Kadıköy rıhtımdan Moda sahiline giden yolda ilerlerken, tramvay'dan sarkan acayip tipli müstesna gençliğin bakışları arasında cebinden çıkardığı Tekel 2000 sigarasını dudaklarının arasına alarak yakardı... Yapışkan ıslaklık taşıyan genç kızlar rahatça sergilerken bedenlerini, işportacı Sabri'nin nefsi kaldırım taşlı caddeye kusardı... Gecenin gözleri yaş döküyorsa Bir gün hesabınız görülür Bilin... Bir gölge düştü Yüreğime... Bir bilseniz nasıl katlanıyorum İnsan olmaya... Es ten heveslisi rüzgar Es... Şimdi dolaşıyorum İnsanlar arasında Şimdi insan kılığına girdim... Nasıl mı dile getireyim; Ben insan değilim... Koray Demirkılıç
|
![]()
En Çok Okunan Haberler
DENEME YAZILARI Haberleri
|
||||||||||||||||
|
TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI |
|||||||||||||||||