|
|
||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||
AYŞE KULİN VE UMUT.. BİR PAZAR PAYLAŞIMI
Umutsuzluk.. Koşuşturmacadan kafanızı kaldırıp bir an düşündüğünüzde - eğer hala düşünebilmeyi unutmadıysanız eğer - görebildiğiniz manzara bu; Yani sapına kadar UMUTSUZLUK.. Ama işte öyle güzel bir şey oluyor ki, bir Pazar sabahı yatağınızda sevgi ve özlem gözyaşları akıttırabiliyor size .. Uzun süredir unuttuğunuz ve özlemiş olduğunuz insanca duyguların içinde yüzerken..
Acaip bir kargaşa içinde, harala gürele akıp giden bir mücadele. . İnanılmaz derecede hoyratlaşmış bir insan sürüsü.. Sokaklarda ve her yerde.. Ülkeyi karanlık çağın eteklerine çekebilecek bir anlayışın çok da uzağında olmayan bir yönetim .. ve her yerde ve ortamda sık sık karşılaştığımız dejenere olmuş deformasyona uğramış bir yalaka güruh .. Bu evrene neden geldiklerinin farkında olmayan, vatan ve insan sevgisi, fayda yaratma, bir nimeti gerçekten hak etme gibi kavramlar konusunda siftah etmemiş bir gençlik, üstüne üstlük sanat yapıyoruz diye ve sanat adına ortalarda dolanan ama gerçek uğraşları çoğunlukla popolarını kurtarıp dünyalıklarını yapma yönünde olan, hatta hatta bazen bu uğurda ülkesini, halkını satmaktan çekinmeyen sanatçı müsveddeleri vs vs .. Koşuşturmacadan kafanızı kaldırıp bir an düşündüğünüzde - eğer hala düşünebilmeyi unutmadıysanız eğer – görebildiğiniz manzara bu; Yani sapına kadar UMUTSUZLUK.. Öyle bir umutsuzluk ki insana UMUT diye bir kavram olduğunu bile unutturabiliyor.. peşinden koşacak bir umut.. Zaten de, sırtınızdaki yükün ağırlığından başınızı kaldıramıyorsunuz önünüze bakıp ileriyi görmek için.. UMUT.. BİR PAZAR SABAHI Ama işte öyle güzel bir şey olabiliyor ki aniden, bir Pazar sabahı yatağınızda sevgi ve özlem gözyaşları akıttırabiliyor size .. Uzun süredir unuttuğunuz ve özlemiş olduğunuz insanca duyguların içinde yüzerken.. Ne mi oluyor? Güzel ve köklü bir kadın çıkıp geliyor.. Maharetli (becerikli) kalemini oynatıyor ve gerçekten güzel şeylere özlemi olan bizlere UMUT diye bir roman karalıyor.. Bu güzel kadın o kadar mahir bir şekilde yazıyor ki, romanda bir Boşnak göçmeni köklü aileyle, İstanbul’un yerlisi çerkes asıllı kalbur üstü bir ailenin yepyeni bir cumhuriyetin ilk günlerinin içinde yaptığı yolculukta, nasıl sevinç, heyecan ve aşklar yaşandığını, ve bu güzide ailelerin yollarının nasıl kesişerek sonunda Sevgili Ayşe Kulin’in dünyaya geldiğini nefes nefese okuyorsunuz.. Hele hele romanın öyle bir bölümü geliyor ki, Ayşe Hanım’ın annesi Sitare Hanım’ı istemeye geldikleri sahnedeki ince ayrıntılar, o zamanki insanlarımızın zarifliği, geleneklerin güzelliği o kadar ince ve güzel bir dille tasvir ediliyor ki bu bölümler ve ondan sonrası insanı vuruyor .. İnsanca duygularını kabartıp göz yaşlarının yanaklarından süzülmesine neden olabiliyor.. Boşaltıyor.. Durup düşünüyorsunuz; “Ne güzel insanlarımız varmış.. Ne kadar seviyeliymiş sosyal yaşam İstanbul'da .. Şimdi kendilerine İstanbullu denilen bu güruh İstanbul’a çekirge sürüleri gibi akıp bu güzelim kenti mahvetmeden önce ne kadar yaşanılası bir yermiş .. Buram buram tarih ve kalite kokan birçok semti, sokaklardaki saygılı insanları, meydanları, pastaneleri, Boğazı vs her şeyiyle ne kadar farklıymış, bu maganda kültürü dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan bu güzelim kenti işgal etmeden önce..” Özetle hem duygulanıyor ve insan olduğunuzu hatırladığınız için seviniyor ve ama hem de bütün bunları düşününce üzülüyorsunuz.. Her iki halde de bunları bizlere (yani insanca duyguların ve kalitenin hakim olduğu bir dünyanın özleminde olanlara) o güçlü kaleminizle yaşattığınız için çok şanslıyız Sevgili Ayşe Kulin.. Sonsuz teşekkürler size.. Tanrı sizin gibi gerçek sanatçıları başımızdan eksik etmesin.. ve UMUT EDELİM Kİ yeni Ayşe KULİN’ ler gelsin sizden sonra da.. SONSUZ VE DERİN SEVGİLERİMİZLE BİR ÖZLEM SAHİBİ
|
En Çok Okunan Haberler
MAKALE Haberleri
|
|||||||||||||||||
TÜRKIYE'NIN HABER VE KÜLTÜR PORTALI |
||||||||||||||||||