Kenan Evren’in ölümü ve arkasından küfürlerle ilgili ..

KENAN-EVRENKenan EVREN’ de sonunda bütün faniler gibi öbür dünyaya göçtü gitti. Arkasından bazıları “ALLAH RAHMET EYLESİN” deme lütfunu gösterirken, birçok insan da küfürler ve en ağır hakaret ve aşağılamalarla birlikte lanet yağdırmaya devam etmekte halen bugün de…

Bu satırların yazarı da Evren ve arkadaşlarının özellikle darbeden sonraki icraatını ağır şekilde eleştiren ve bunun için hem de zamanında gerekli yargılamanın yapılmış olması gerektiğini savuınan ve söz konusu devirde zarar gören veya yakınlarını kaybeden insanların acılarını yürekten paylaşan insanlar arasındadır HİÇ ŞÜPHESİZ…

Tek farkla ki, darbeden önce oluşmuş olan şartları unutmamak ve darbe olduğu gün ve sonrasında referandum oylamasında on miyonlarca insanın nasıl destek vermiş olduğunu da kaydederek. İnsan olarak kabul edilemez en önemli durum darbeden sonraki zulum ve yanlış adımlardır…

İşte bu konuda benzer görüşlü değerli bir insanın FACEBOOK isimli paylaşım sitesinde yazdıklarını burada paylaşmak istedik… Hoşgörünüze sığınarak…

Editör

“Dünden beri Kenan Evren’in ardından kusulan kin, nefret ve öfkeyi biraz şaşkınlık, biraz üzüntü ile okuyorum. Kimse kimseyi sevmek, hatta saygı duymak zorunda değil. Ama 98 yaşında ve artık ölmüş bir adamın ardından bu kadar ağır konuşmayı, o dönemde yaşanan tüm olayların yükünü tek kişinin omzuna yüklemeyi kesinlikle “insan olma” vasfı ile bağdaştıramıyorum. Kimse ile tartışmak istemediğim için “içimden” desem de, ardından buradan güle güle bile demedim şu ana dek. Ama baktım öfke ve nefret bitmiyor, ben de kendimi daha fazla tutamadım.

12 Eylül 1980’de 12 yaşındaydım. Öncesinde ülkenin ne durumda olduğunu hatırlayacak kadar büyüktüm yani. Hava kararınca sokakta olmaya korkardık, her akşam büyüklerimiz eve sağ salim gelene kadar kalbimiz küt küt atardı. Akşam evde televizyon seyrederken dışardan gelen silah seslerine o kadar alışmıştık ki, “5 el tabancayla ateş ettiler” veya “makinalıyla taradılar” diye ayırdederek anlatırdık ertesi gün. Üniversitelerde kavgasız, olaysız, hatta ölümsüz gün yok gibiydi, kardeş kardeşi vururdu, ülke sağ-sol diye bölünmüştü, aileler çocuklarını üniversiteye yollamaya korkardı. Böyle nereye gittiği belli olmayan bir dönemde bir sabah radyoda Hasan Mutlucan türküleri ile uyanıp, askerin yönetime el koyduğunu öğrenmek ülkede adeta bayram havası yaratmıştı. Sonrasında yapılan hataları, haksız idamları, mahkumiyetleri asla savunmuyorum – ama kimbilir kaç kişinin de hayatı kurtuldu. Kanı durdurduğu için kurtuluş gibi görülen 12 Eylül sonrasında o hatalar yapılmasaydı eminim şu anda çok daha fazla insan ardından iyi konuşur, onu kinle değil, sevgiyle anardı.


Tabii konunun bir diğer yanı da o günlere niye geldiğimiz. Dolayısı ile suçlu arayacaksak, 12 Eylül’ü yaratan sorumsuz siyasilerden başlamak lazım. Bu milletin en kötü özelliği “balık hafızalı” olmak. 12 Eylül’ü “öncesi” ile hatırlamak gerekir, o gün birdenbire oluvermedi, gelişi çok sancılı idi ve ülke her gün daha kötüye gidiyordu. O günleri yaşamamış gençleri bir yere kadar anlayabiliyorum da, ’80 ihtilalinde en azından benim gibi hatırlayacak yaşta olanların ve daha büyüklerin öncesini hafızalarından tamamen silip yalnız 12 Eylül’ü, hatta daha ötesi Kenan Evren’i suçlamalarını pek anlayamıyorum. Demokrasi en güzeli, kimse sıkıyönetim altında bir ülkede yaşamak, saat 8’de sokağa çıkma yasağı başlıyor diye eve koşturmak, adım başı kimlik göstermek zorunda kalmak, nereye gitse “yasak” ile karşılaşmak istemez, ama askerin de “zorunlu olmasa, iş başa düşmese” bunu yapmaya bayıldığını hiç sanmıyorum. Yine de artısına eksisine baktığımda askerle 10 yıl geri gitmiş olmayı hem her gün “3 sağcı-4 solcu genç öldü” gibi çok acı haberler duymaya, hem de yobazla 10 değil 100 yıl geri gitmeye kesinlikle tercih ederim.

Her ne kadar sonrasında yapılan hatalar bizim için yine kötü günlerin başlangıcı olduysa da, ben yine de Kenan Paşa’ya kendi adıma o günlerin muhtemelen daha da kötüye gidişini durdurduğu için, kimbilir belki bugün hayatta olduğum için, rahatça üniversiteye gittiğim için, sokakta silah sesleri duymaktan, karanlık olmadan eve varma telaşından kurtulduğum bir gençlik yaşadığım için teşekkür ediyor ve güle güle diyorum…

Not: Ben görebildiğim kadarı ile gerek benim gibi, gerekse tamamen zıt yazılmış tüm yorumları okudum. Ama okumakla yetindim. Kimsenin farklı görüşünün, hatta son derece ağır yazılarının altına tek kelime karşıt yorum yazmadım. Zaten hiçbir zaman yazmam. Ben sözümü kendi alanımda söylerim. Lütfen siz de öyle yapın. Benimle hiçbir konuda aynı düşünmek zorunda değilsiniz, ama ben de sizinle aynı fikirde olmak zorunda değilim. Burası benim alanım ve ben kimse ile tartışmak için yazmıyorum. Fikirlerimi beğenmiyorsanız okumayın, hiç dayanamıyorsanız beni silin, dahası engelleyin, hiç görmeyin. Ama bu veya herhangi başka bir görüşümün, yazımın altına “yanıt vermemi gerektirecek şekilde”, tartışma başlatmak amaçlı karşıt görüşlerinizi yazarsanız, “asla” cevap vermem, gereksiz polemiğe girmem, anında hem yorumunuzu, hem sizi silerim, yetmezse engellerim. Demedi demeyin.”

MEHVEŞ İPEK – FACEBOOK
https://www.facebook.com/mehves.ipek/posts/10153027478384865?comment_id=10153029394939865&notif_t=like

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code