Kutuları ve saati referanduma götürelim mi?

ARZU-YILDIZHer taraf toz dumanken, ortalık ipsiz sapsız bir sürü tip ve vukuat ile birbirine girmişken ve malum siyaset uzmanları yine yapay ajanda oluşturarak milletin dikkatini kendi büyük YANLIŞLARINDAN öteye çekmeye çalışırken, bir hanımefendi çıkıp öyle bir “GEZİ ZEKASI” ürünü getiriyor ki gündeme “şapka çıkarmamak” mümkün değil..

Bu kadar “ADAM” CHP ve MHP isimli muhalefet (en çok da kendilerine çelme atmakla marufdurlar bunlar – Osmanlıca, arada bir kullanacaksın kardeşim yoksa olmaz) partilerinin içinde görev yapar, önemli koltuklar “işgal” eder, ama burada değineceğimiz parlak fikir “hasbel kader” (naçizane) yine bir gazeteci kardeşimizden gelir.. Hem de bir “kadın” gazeteci, ne mutlu bizlere (aman kadın evde otursun diyen ulema duymasın)…

Evet, malumdur ki Türkiye bazı bakanların yolsuzluk yaptığı iddialarıyla uzun süredir çalkalanmakta.. Bunlarla ilgili olarak, bizzat (malum kişinin emri altında olmasına rağmen) TÜBİTAK’tan bile “sahtedir, yalandır” şeklinde raporları gelmedi (gelemedi, bir sürü baskıya rağmen) bir türlü.. Yani, durum öyle bir resim arz etti ki, bunlar “montaj/sahte filan değil”, bire-bir yaşanmış ve kaydedilmiş konuşmalar..

Ama malum şahıs komutasındaki zincir, yani “en üst görevliler ve tabii maalesef onların kontrolunde olan yargı görevlileri ve son olarak da yolsuzlukları soruşturma komisyonu – bazıları buna aklama komisyonu adı takmış nedense, bu bakanları “NETİCEDE AKLADI”.. Belki bu arada “adaleti de birazcık HAKLADI mı”, bu konuyu artık ileride gün gelir başka komisyonlar ve farklı yargı yine ele alır inşallah diyebiliyoruz ancak…

Tabii güç sahibi kesimin, konuyu istedikleri yönde manupule etme becerileri (muhalefetin de beceriksizlik katkısıyla) her türlü övgüye değer doğrusu.. Birileri sözde “tarafsız” olarak bir yerlere tırmandı ama, her zamanki gibi o verilen söz “SÖZDE” kaldı yine.. Ne gariptir, ki benim garip, evde oturan yüzde 40 halkım (?) için böyle söz filan pek de önemli değil artık.. Nasılsa yol yapıldı ya.. Hani 100 Tl lık yolu icabında 200 TL ya mal edip aradaki fark ham hum şaralop olsa da önemli değil ya… Onun için birisi ne derse odur.. Yolu yok bu işin “NE DERSE O” (öyle bir reklam spotu bile vardı hatta).. Dolayısıyla, malum şahıs “kardeşim yolsuzluk filan yok, aklayacaksınız” dedi mi akan sular durur evvel Allah.. Bizim CHP ile MHP de durur.. ama onlar “BAKAR DURUR”..


Fakat bu arada bir gazeteci de çıkar öyle bir söz söyler ki aklı başında olanın AKLI DURUR vallahi; Evet bu kişi “Gelin öyleyse bu işi ağzınızdan bir türlü düşürmediğiniz halkın oyuna, yani referanduma götürelim bakalım. Halk ayakkabı kutusu ve saat için ne diyormuş öğrenelim” deyiverir…

Şimdi, sizce malum şahıs böyle bir şeye kalkışır mı? HAŞAAAA.. (Osmanlıca’mı oldu yine).  Zira çok ama çok iyi bilir ki bu sefer evdeki yüzde 40 da yetmez bu işi aklamaya.. Yani “AKLA” komutuyla birlikte bu işin içinden sıyrılmak bu sefer İMKANSIZ olur ve ne olur? Karizma çizilir ve de malum parti halk tarafından “yolsuzluk” damgası ile tescillenmiş olur.

Ama yine de müthiş bir öneri, Sayın ARZU YILDIZ tarafından gündeme getirilen bu teklif. Tek kelime ile helal olsun, böyle bir gazeteciye ve böyle Türk kadınına.

Editör

ARZU YILDIZ: ‘KUTULARI VE SAATİ REFERANDUMA GÖTÜRELİM’

Gazeteci Arzu Yıldız, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 4 eski bakanla ilgili komisyon kararına ilişkin “17-25 Aralık’ı millet zaten seçimlerde yargıladı” sözlerine tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla verdiği yemekte 4 eski bakanla ilgili komisyon kararına ilişkin “17-25 Aralık’ı millet zaten 30 Mart ve 10 Ağustos seçimlerinde yargıladı” sözlerine yer vermişti.

T24 muhabiri Arzu Yıldız, Erdoğan’ın bu sözlerine tepki gösterek, bakanlara verildiği iddia edilen kutuları ve hediye saati referamduma götürme teklifinde bulundu.

Samanyolu Haber TV’de Mahir Eryetmez’in sorularını yanıtlayan Arzu Yıldız, “Kursunlar bir sandık. Egemen Bağış’ın çikolata kutularını ve Zafer Beyin saatini oylayalım” dedi.

Gazeteci Arzu Yıldız konuşmasına şöyle devam etti;

“Sandıkta aklandık diyorlar. %50’ye %50. Niye öteki %50’yi saymıyorsun? Hadi onları ikna et. Kursunlar bir sandık. Referandum yapsınlar. Egemen Bağış’ın çikolata kutularını, Zafer Beyin (Çağlayan) kolundaki saati Reza’dan yoksa Rıza’dan mı yoksa hangisinden geldiğini oylayalım. Bunların hırsız olup olmadığını referandumda tespit edelim. Hadi sandıksa. O zaman tecavüz eden sandıkta aklansın. cinayet işleyen sandıkta aklansın. Böyle bir mantık var mı ya?”

http://www.aktifhaber.com/arzu-yildiz-kutulari-ve-saati-referanduma-goturelim-1103290h.htm

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code