Netanyahu hangi yüzle Paris’te cenaze törenine katıl”mış”?

CHARLIE-NETANYAHUNetanyahu hangi yüzle Paris’te cenaze törenine katıldı?

Paris’te yaşanan “MENFUR” (alçakça) olayı takiben malum birçok ve de önemli devlet başkanı üst düzey yöneticiler bu şehirde gerçekleştirilen muhteşem cenaze törenine katıldılar..

Ülkemizi temsilen de Davutoğlu oradaydı; Orada dediğine göre suçsuz insanların “her ne sebeple olursa olsun” canına kıyılması olayını protesto etmek için – Gerçi Türkiye’de biraz daha farklı açıklayabiliyor bunu da…

Türkiye’deki açıklama şöyle (Belçika yolculuğu öncesi havalimanında): “Terörde suçsuz günahsız insanlar da ölüyor zira. Nitekim, orada bulunan bir müslüman vatandaş da hayatını kaybetti”. İnanılmaz bir ifade… Yani, orada müslüman kişi olmasaydı demek masum insanlar da olmadığından, teröristler doğru, gereğine uygun iş çıkarmış olacaklardı. Bu tek kelime ile İNANILMAZ. Bu ülkenin başbakanlık koltuğuna sahip olan bir kişinin ağzından döküldüğünde hele…

Aynı törene İsrail’i temsilen meşhur NETANYAHU katıldı.. Bizce de gayet saçma ver gereksiz şekilde – esasında sormalı kendisine “kafan yerinde miydi” diye – etrafa gülücükler ve el ile selamlar dağıtarak kafileyle yürüdü..

Tabii, malum “erkan” (tavsiyeler mucibince Osmanlıca) fırsatı kaçırır mı, hemen aldı konuyu başladı işlemeye; “Yok efendim orada ne işi varmış da, utanmamış mı da” vesaire vesaire..

Bir kere, İSRAİL’ in son derece acımasız bir politika izlediği gün gibi aşikar; KİMSE İNSAN OLARAK BUNU ONAYLAYIP DESTEKLEYEMEZ. Her ne kadar İslamcı teröristler kendi halk ve dindaşlarını İsrail’den bile daha acımasızca İsrail’e karşı kullanıyorlarsa da, provokasyon için en azından.. Tabii, bu bile İsrail’in acımasızlığını haklı hale getirmiyor asla.. Bilhassa günahsız çocuk ve kadınlar söz konusu olduğunda… Bunu NET OLARAK ifade edelim öncelikle…


DAVUTOGLU_SNetanyahu’nun orada hangi sıfatla veya daha doğrusu hangi gayeye hizmet için bulunduğu, bunun ne kadar uygun olup olmadığı tartışılabilir.. İtiraz yok buna, neticede fikir ve görüşleri dinlemek ve anlamaya çalışmak durumundayız…

Gelelim şimdi bizim tarafa.. Bundan yıllarca önce Sivas’ta “YOBAZLAR” tarafından gerçekleştirilen ve onlarca (özellikle) Alevi vatandaşımızın diri diri yanmasına neden olan katliamın sorumluları bu ülke yönetimi tarafından GERÇEK ANLAMDA, HAKKIYLA “CEZALANDIRILDI MI”? Yoksa hepsi ellerini kollarını sallayarak serbest mi kaldılar?

Bugün NETANYAHU’ya Allah ne verdiyse sallayan vicdanlı yöneticilerimiz, MADIMAK faillerinin akibeti hakkında ne düşünüyor acaba? 30 u aşkın insan diri diri yandıktan sonra toprağın altında yatarken….

Ayrıca, “İsrailli politikacının orada ne işi vardı?” doğru diyelim bir anlığına..

Peki, SUDAN’da yaklaşık 200 bin kişiden fazla insanın ölümünden sorumlu olduğu İnsan Hakları Örgütlerinin raporlarıyla “sabit” olan ve uluslararası mahkemelerde suçlu olduğu tespit edimiş olan SUDAN Başkanı “EL BEŞİR” isimli kasabın bizim muhterem büyüklerimizin yanında ne işi vardı?

Pardon soru biraz ters oldu galiba; “Bizimkilerin onun yanında aynı fotoğraf karesinde ne işi vardı?” diye sormak daha anlamlı olacak galiba…

Onun için MUHTEREM yöneticiler, çuvaldızı başkasına batırmadan önce “bir zahmet iğneyi de kendine batırmak lazım” değil mi? Hani bizim yüksek ahlaklı seçkin devlet adamlarımız her zaman çifte standardın karşısındadır ya her zaman..

Bu hususu ihmal etmiş olsak bile, HAK diye bir kavram var ki onu es geçmek çok zor? Vicdan ve Hakkaniyet neyi gerektiriyor? Kutsal dinimiz neyi emrediyor bu “hak” yememe” (çifte standarttan kaçınma) hususunda?

Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code