Terör… Reina saldırısı… ve şiddet çağrısı yapan aşırı dinci propagandanın katkısı

by editor | Pazar, Oca 1, 2017 | 209 views

İstanbul Reina’ daki alçak saldırıdan son dakika haberleri gelmeye devam ederken ve onlarca hayatını kaybeden insan söz konusuyken yazıyoruz bu yazıyı… Bu acılar inşallah son bulur diye temenni ediyoruz ama hepimiz biliyoruz ki “bu kafayla o dediğimiz maalesef zor”… Yetkililer saldırının büyük olasılıkla DEAŞ isimli acımasız örgüt tarafından gerçekleştirildiğine dair tahminde bulunmakla beraber henüz bir iz yakalayabilmiş değiller, bu satırlar yazılırken… İnşallah en kısa sürede neticeye ulaşırlar diye ümit ediyoruz tabii ki…

Burada paylaşmak istediğimiz husus şu; Her ne kadar bu olayı bir terör örgütü gerçekleştirmiş olsa da, durum esası itibarıyla yalnızca bir aşırı örgütün işi olarak algılanmaktan çok öteye geçmiş durumda… Ne mi demek istiyoruz? Cevabı çok basit; Bu vicdansız, zalim ve şiddet yanlısı felsefe uzaklarda değil ki zaten tam da içimizde yaşıyor artık… Sosyal medyaya baktığınızda bunu çok net görebiliyorsunuz. Vicdansız, vahşi bazı insanlar çıkmış, açık açık “Onlar da yılbaşını kutlamasalardı.. Oh olmuş… Layığını bulmuşlar” demeye getiriyorlar… Hatta zımnen değil bunu kelimesi kelimesine açıkça ifade ediyorlar…

Şimdi, bunun adı “vatandaşı şiddete özendirme, bölücü propaganda yapma, kin ve nefret duygularını yayma” değil de nedir? Pekiyi bunun cezası nedir öyleyse? Muhalif görüşlü bir vatandaş devletin en tepesindeki kişiyi tenkit etti diye yakasından tutup terör örgütüne propaganda yardımı yapmak, CB’ na hakaret etmek vs vs (zaten istediğiniz kadar uzatabiliyorsunuz bu listeyi evvel Allah) suçlarından içeri tıkıyor, ondan sonra da bilmem kaç yıl hapis talebiyle yargılıyorsunuz, rahatlıkla. Adam avukatının yüzünü görene kadar bile haftalar geçiyor bazen… Pekiyi, özellikle dinci kesime dahil zümreyi tahrik eden, onları – kendilerine göre  – kafir saydıkları kişilerden intikam almaya özendiren insanlara neden aynı (en azından) titizliği göstermiyorsunuz? İşte esas mesele burada, maalesef… Siz kendi tabanınıza ait olduğunu zannettiğiniz bu tip “zararlı” kişileri (grupları) kayırıyorsunuz… Evet bu yaklaşımın adı resmen hoş görmek yani açıkça kayırmaktır… Bir de destekleme (zımnen veya dolaylı da olsa) varsa zaten işte o zaman tam bir felaket demektir durum…


İnsanlara madem ki – her vesileyle ağzınızdan düşürmediğiniz üzere – dinine ırkına bakmadan eşit mesafedesiniz, bunu yönetim biçiminizle de gösterin. Sizin gibi düşünmeyen insanların da güvenini kazanın böylece… Yok eğer “Boş versene sen zaten fark etmez, kazansak ne olur kazanmasak ne olur, takiyemizi yapar geçeriz.. Oyumuzu alır kemdi işimize bakarız” zihniyeti söz konusuysa – ki insanlar bundan endişe duymakta – işte o zaman apayrı bir facia.. ve de Pazar günü Reina’ da olan tipte facialar da arka arkaya gelmeye devam edecek demektir… Zaten o terörcüler gelmese bile, yarın öbür gün sizin tolerans gösterdiğiniz söz konusu “şiddet yanlısı, aşırı gerici kesimden” gelecektir benzeri saldırılar… Ufak ufak da gelmektedir malum, otobüste kadın tekmelemek filan gibi…

Onun için EY YÖNETİM… Bu yolun inanınız ki sonu yok… Bu nehrin akışını günümüz dünyasında kim gelirse gelsin tersine çeviremez… Yani sizin genciniz, yaşlınız velhasıl vatandaşınız bütün dünya ile entegre olmuş vaziyetteyken çağımızda, bu gidişi istediğiniz kadar imam hatip açın yine de geriye döndüremezsiniz… Hani bir deyiş var ya; “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” diye (gerçi bu sefer Şam’dan döndü galiba ama) işte sizin eğer bu ülkeyi bundan 100 sene önce idare edilen yönetim şekline döndürme, içinde yaşayan halkı da buna göre dönüştürme gibi bir projeniz varsa eğer gerçekten de yol yakınken vaz geçin.

Zira inanınız ki bu hepimizin, ülkenin ve hatta en başta kendi menfaatinizin icabı olacaktır.. İkna edici bir argüman mı istiyorsunuz? Verelim hemen; Ülke olarak soyunmuş olduğumuz BOP eş başkanlığı hedefi malum iflas etmiş vaziyette… ABD poposuna bakarak evine dönme durumuna geldi neredeyse… Suriye’de (daha doğrusu Şam’da) öğle namazı kılma işi de yattı malum ve hatta Esad’ı 3-5 haftada devirme projesi de… Bir Rusya girdi olaya her şey alt üst oldu değil mi? ve bunun gibi benzeri birçok olay sayılabilir…  Özetle şunu demek istiyoruz ki suyun akışını tersine çevirmeye çalışmayınız, vaz geçiniz bu ülkeyi yüzlerce yıl geriye götürecek projelerden, üstelik de bunların neticede direkten dönecekleri çok aşikarken… Biz en iyisi onun bunun memleketine demokrasi götürme filan gibi ütopik projeleri başkalarına bırakalım, herşeyden önce kendi kapımızın önünü süpürmeye çalışalım  – ve de belki biraz amiyane olacak ama tam da yeri affınıza sığınarak söyleyelim – gücümüzün ne olup olmadığını iyi tartarak “gerekirse kumda oynayalım da popomuza çöp batmasın” 🙂

Dolayısıyla, siz siz olun en iyisi gelin bugünün medeniyetiyle entegre olun… Yine herkes dinini istediği gibi icra etsin en güzel şekilde ama bunun “dinimizi yayacağız” sloganı altında istilacı amaçlarla (yurtiçi veya dışında) kullanılmasına, insanların yaşam tarzlarına müdahale aracı haline dönüşmesine izin vermeyin… O zaman siz de büyürsünüz, ülkenizle birlikte.. Böylece medeni dünyadan kopmadan hep beraber yakalayabiliriz büyüme ve gelişme şansını … Şu deyişi hiç unutmayalım ne olur; AKLIN YOLU BİRDİR..

Like it? Share it!