Türkiye Suriye’de makasa mı geliyor?

KURT-HAREKETSon yılların en acımasız vahşetine sahne olan, insanların birbirini öldürüp kalbini yediği, boğazını kestiği insanlık dışı olayların cereyan ettiği Suriye’de Türkiye Cumhuriyeti olarak hakikaten de bataklığa saplandık mı, iddia edildiği gibi?

Buna cevap olarak “maalesef evet” in de ötesinde “görünen köy kılavuz istemez” daha çok yakışıyor ne yazık ki. Neden mi? İşte daha bir iki hafta önce Ankara’nın göbeğinde patlatılan intihar bombası neticesinde kaybettiğimiz yüzü aşkın can bunun en büyük göstergesi..

Sen, “yok canım bataklık nere bizim çöplük nere” filan diye kendini güvende hissetmek gibi bir zafiyete kapılırsan işte söz konusu vahşiler o bataklığı senin başkentinin tam da kalbine kadar getiriverirler..

Bunu vaktiyle bu vicdansız teröristlere destek verirken (bakınız medyada bu konuda yüzlerce haber var – yerli yabancı hem de) en azından onlara göz yumarken düşünecektin.. BATI Dünyası ve de Rusya bu işe el attıktan sonra, sen yaptığın yanlışın farkına varıp “kerhen” bu teröristlere karşı cephe almak zorunda kaldığında değil.. Gördüğün gibi daha önceleri bir türlü “bunlar çok tehlikeli teröristtir” diye hakkında konuşamadığın teşhis etmediğin bu insanlık dışı yaratıklar şimdi üstüne sıçrayıverdi.. Yalnız senin üstüne değil, bu arada günahsız yüzlerce insanın da üstüne bulaştı ve onların canından olmasına neden oldu. Acaba, günah kimin daha ta en baştan ele alındığında?

Üstelik de şimdi nerdeyse bu bölgede söz sahibi bütün güçler senin yıllardır güttüğün Suriye politikasına neredeyse tam ters düşmüş vaziyetteler.. Haydi bakalım ayıkla pirincin taşını …


Zaten, emperyalist Batının Türkiye üzerindeki emellerinden vazgeçmiş olduğunu kim düşünürse, ciddi anlamda safdillik yapmış olur. Bunlar programlarını yaparlar ve sabırla uygulamaya koyarlar.. Onyıllarca beklerler.. İşte buyurun ABD örneğin; Dünyada “demokrasi ve özgürlüğün” yılmaz savunucusu, jandarması değil mi? Aklı başında insan bir tarafıyla güler buna (esasında ağlamak lazım ya). Sam amca Irak’a demokrasi getirdi maşallah, iki milyon kişinin canını alarak.. Arkada da paramparça bir Irak bırakarak.. Netice ne oldu pekiyi, enerji ve bölgedeki güç dengesinin aleyhine değişmesine izin vermemiş oldu. Ne pahasına ama? 2 milyon can…

Aynı oyun şimdi Suriye’de oynanıyor.. Bu arada Rusya “HOP” dedi “Durun bakalım ben de varım”.. Bu durumda tabi devre arası oldu mecburen.. Bakalım daha neler göreceğiz.. Yine de ne yaşarsak yaşayalım bir gerçek var ki o da şu; “Katırlar tepişir, sıpalar arada kalır”

Evet, buradaki gaye esasında adım adım Türkiye’nin güneydoğu bölgesini bu ülkeden koparıp Büyük Kürdistan diye adlandırdıkları ve kurmaya çalıştıkları devlete ilhak olmasını sağlamak. Böylece bir taş iki kuş hesabı, bir taraftan bir türlü evcilleştiremedikleri Türkiye’yi zayıflatırken, diğer taraftan da Ortadoğu’da jandarma veya bekçi olarak kullanacakları bir devlet oluşturmak; Yani “Büyük Kürdistan”..

Hatta bunun stratejisi bile belli; Güneydoğu’da yavaş yavaş ayaklanmalar başlatıp, sonra bunu “azınlıkların” devlet tarafından ezilmesi kapsamına sokarak Birleşmiş Milletlerin müdahalesini sağlamak ve bir çekiç gücün ülkemizde konuşlandırılmasını takiben de zaman içinde müzakereler vs yoluyla özerklik, federe devlet ve ileride de ilhak projesini gerçekleştirmek hedef.

İşte maalesef birçok cephede aynı anda boğuşmak zorunda kalan – yanlış politikalar sayesinde – daha doğrusu bırakılan Türkiye bir taraftan da bu meselenin içine gömülme riskiyle karşı karşıya, boğazına kadar.. Hani bir hatırlatmakta yarar var tam da bu noktada; “Komşularla sıfır problem” noktasından gelmiş bulunuyoruz buralara kadar..

Yani, zor dostum zor.. Ülkeyi gerçekten inanılmaz zor günler bekliyor.. Herhalde ülke de bir mucizenin gerçekleşmesini bekleyecek yine 1919 da olduğu gibi; Bir kahramanın ülke üzerine bir güneş gibi doğup bu güzel vatanı o bataklıktan çekip çıkarması için..

Hiç şüphesiz o güneş saraylardan filan da doğmayacak, bazı safdillerin sandığı gibi..

Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code