Türkiye ve günahları…

OPINIONÜlkemizde özellikle son 12 yıldır bir CUMHURİYET DÜŞMANLIĞI pompalanmaya çalışılıyor…Sistemli ve kararlı bir şekilde..

Tabii ki nihai hedefin insanlara – özellikle dini duygularına daha çok bağlı olan mütedeyyin kesimi kullanarak – Cumhuriyet ve de esas olarak ATATÜRK düşmanlığı pompalamak ve nihayetinde de ülkeyi tekrar bir karanlık çağ/şeriat rejimine geri döndürmek olduğunu artık bu misyonun sahibi olanlar da açık açık beyan ediyorlar zaten.

İşte ülke bu günlere nasıl geldi diye düşündüğümüzde ise bunun bir gecede, birkaç ay veya yılda olmadığı “dank” ediyor kafamıza maalesef. Yalancı/kof cumhuriyet bekçileri yan gelip yatarak keyif sürerken, yukarıda bahsi geçen misyon sahibi kişiler bu cumhuriyetin altını oymak için onlarca yıldır sabırla ve yardımlaşarak çalıştılar… Cemaatler, şeyhler, din, iman, namus, dürüstlük palavraları kılıfına gizli emellerini sığdırdılar ve sonunda her yerlere sızarak cumhuriyeti içten teslim aldılar..

Öyle bir zafer ki, başımıza yeni halifeler getirmelerine bile fazla kalmadı… Öyle bir beyin yıkama uyguladılar ki, insanlar koyun haline geldi (eğilimleri de yok değilmiş hani) ve her türlü yolsuzluk, densizlik, vatana karşı kötülük bile bunlara “iyi bir şeymiş, haklı ve yerindeymiş” gibi pazarlanabilmeye başlandı..

İnsan düşündükçe insanlığından utanıyor – bu duyguyu hala muhafaza edebilen “insanlardan bahsediyoruz tabii.. Bu kesim öyle bir adanmış taraftar gurubu yarattı ki insan gerçekten hayretler içinde kalıyor.. Bu şuursuz taraftar güruhu diyebiliyor ki; “Deh de gidelim.. Çüş de duralım”.. Böylece de “hayranlığını, bağlılığını, adanmışlığını ve nasıl da kayıtsız şartsız sorgusuz sualsiz her emre uymaya hazır olduğunu” belirtiyor aklı sıra.. İşte “millet” bu zavallı hale getirildiğinde de ne yapılsa mübah ve müstahak oluyor maalesef… Hani derler ya “böyle başa böyle tıraş”…


Asrın en büyük yolsuzluk iddiaları “bilim kurumlarının yalanlayamadığı” delillerle destekleniyor olsa bile bunların muhatapları yeni hikayeler yazarak cahi taraftar kesiminin dikkatini başka yerlere yönlendirmeyi başarıyor.. Hatta hatta dünyada ender rastlanan – belki de hiç yaşanmamış olan – bir garabet ortaya çıkıyor ve bir de bakıyoruz ki ne görelim ancak fıkralar veya komedi parodilerinde karşılaşabileceğimiz  “hırsız polisi kovalıyor” benzeri durumlar gerçekleşivermiş …

Bu tarihe geçecek nahoş olayların muhataplarının unuttuğu “tek” şey ise, hiçbir hakszılık veya kötülüğün sonsuza kadar sürmeyeceği.. süremeyeceğidir..  Ayrıca, istendiği kadar “”söz konusu kayıtlar tarihten silinsin” diye gayret sarfedilsin, günümüzde öyle bir iletişim ağı ve dolayısıyla global hafıza ve kayıt sistemi mevcuttur ki bunları silmeye ABD dahil dünyada hiçbir ülkenin veya kuruluşun gücü yetmez, yetemez. Dolayısıyla bu yaşanmışlıklar orada sessiz sakin tekrar gün yüzüne çıkacakları/çıkarılacakları zamanı bekleyeceklerdir… Tarih ve doğanın akışı gereği olacaktır bu zaten..

Fakat ne acıdır ki bu Türkiye Cumhuriyeti’ne çok ağır bedeller yaşatacak ve bunu bu ülkenin aklı başında düzgün insanları, evlatları da ödemek zorunda kalacaktır.. Hiç kendimizi kandırmaya gerek olmadan bunu görme zamanıdır… Bunun günahkarları da bu ülkeyi buraya sürükleyen kötü insanlar olduğu kadar, yıllarca hiçbir katkı yapmadan Atatürk’ün kurmuş olduğu cumhuriyetin mirasını yiyen müflis mirasyedi “kalp” ulusalcılar ve en başta da memleketin kaymağını yemekten başka hiçbir halta yaramayan askeriye olmuştur maalesef – insanları yalnızca irtica denilen öcü ile korkutup bütün maddi kaynaklarımızı lüks ve konfor içinde tüketmekten başka hiçbir işe yaramayan…

Ya ülkenin “çok bilmiş”, elit, Avrupa görmüş, dil öğrenmiş beyaz Türklerine ne demeli? Hatta hatta kıçını kaldırıp bir zahmet sandığa teşrif etmeyen ve dolayısıyla bütün iktidar mevkilerini şu anda öcü olarak gördükleri tiplere altın tepsi içinde sunan palavra “demokrat” ve özgürlükçülere nasıl bir fatura çıkarılmalı peki?

Aklı başında, bugünleri gören endişeli gerçek demokrat ve yurtsever insanlar popolarını yırtarak aksi yönde uyarılar yapar ve yaklaşmış olan büyük tehlikeyi işaret ederken, “YETMEZ AMA EVET” gibi muhteşem yaratıcı bir slogan arkasına sığınarak esasında bugünlere gelmemizde en ön sırayı alanlara nasıl bir gönderme yapmalı dersiniz?

Velhasıl bütün bunların ışığı altında netice ne mi pekiyi? Netice şu; Başına geleni çekecek bu ülke.. Yaşayarak, ızdırap çekerek deneyimleyecek.. Birçok benzer ülkede olduğu gibi.. Çok da ağır bedeller ödeyerek muhtemelen.. Hatta belki kolu, bacağını bile kaybederek..

Yine de umut edelim ki bunlar olmasın.. Ülkemiz daha fazla melantten uzak durabilsin, inşallah..

Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code