“Ustayla” Gül arasında ipler artık resmen kopuyor gibi

GUL-KITAPMilletin “Kardeşlik Hukuku” diye bildiği, bizimse “birbirinin yoluna çıkmama, ayağına basmama diye “ tarif etmekte zorlanmayacağımız bir ilişki – ki Türkiye’nin başına sıkıntı yaratmıştır – sonunda danışman Ahmet Sezer’in kitabıyla toptan yıkılmış bulunuyor veya yıkılacağı çok açık görünüyor.

Evet, gerçekten de Allah razı olsun Ahmet Sever’ den bu kitabı yazdığı için. Böylece öncelikle şunu öğreniyoruz net olarak: Gül devlet için çok daha kıymetli bir adam olabilirmiş baştaki ustaya kıyasla. Ama maalesef muhterem GÜL tam tabiriyle bulaşmamak için, bir çatışmaya meydan vermemek için ülke menfaatlerine zarar gelmesine ses çıkarmamıştır. Gerçekten de YAZIKLAR olsun muhterem Gül.

Bu nasıl bir vatanseverliktir.. Nasıl bir cesarettir? Sen ülkeni ancak bu kadar mı seviyorsun? Yani “ustanın infialini çekme pahasına memleketim için gereğini yapamam, kusura bakmayın” şeklinde davranmak ülkesini gerçekten seven bir devlet adamına yakışır mı, yakıştı mı? Bu kişinin ülkeyi nasıl kamplara böldüğüne, sınırlarımızdaki durumlara ve diğer bir sürü melanete bakınca vicdanın kaldırıyor mu?


Gerçekten de yazıklar olsun; Türkiye tarihine her zaman büyük övgü ve minnetle anılacak bir siyaset adamı olarak geçmek yerine, “durumu idare eden, kendi durumu riske girmesin vs diye gereken fedakarlığı yapmaktan imtina eden” maalesef cesaretsiz bir siyasetçi olarak yazılmayı tercih etmek ne talihsizliktir, muhterem Gül gibi yetenek ve kariyere sahip biri için.

Ama öyle ya da böyle, şu çok açık anlaşılıyor ki Ahmet Sezer’in yazmış olduğu kitap (tabii ki Gül’ün oluruyla) köprüleri artık bir daha tamir edilemeyecek biçimde atmanın işaretidir. Şimdi malum muktedir cephesinden de karşı atak başlayacaktır muhtemelen.. Malum bir sürü maaşlı tetikçi aportta beklemektedir, bu zamanlar ve vesileler için – ki maaşlarını hak etsinler.

Hatırlanacağı üzere, Gül Cumhurbaşkanlığını Recep Tayyip Erdoğan’a devrederken Çankaya Köşkü’nde verdiği veda resepsiyonunda eşi Hayrünnisa Gül’ün sözleri damga vurmuştu. Hanımefendi “Bir turnusol döneminden geçiyoruz. Bu süreçte bazı yaşadıklarımızı, 28 Şubat döneminde benim başörtümün tartışıldığı günlerde bile yaşamadık. Şimdi ben de susuyorum, ama fazla susmayacağım; asıl intifadayı (ayaklanmayı) ben başlatacağım” demişti. İşte Ahmet Sever’in yazdığı 208 sayfalık bu kitapta, Gül’ün, Erdoğan’la görüş ayrılığına düştüğü “Gezi”, “17-25 Aralık”, “Gazeteci tutuklamaları”, “Hakan Fidan krizi” benzeri pek çok olayla ilgili ayrıntılar ilk kez açığa çıkmış oluyor… ve bir bakıma Hayrünisa Gül’ün sözünü ettiği “intifada” da ateşlenmiş oluyor

Bundan sonra ne olabilir derseniz eğer, GÜL’ den yine (daha önceki gibi ani ve çok sert) bir ricat hareketi gelmezse eğer Türkiye ilginç diyaloglara sahne olabilir.. Ondan sonra da bakalım işin ucu nerelere kadar uzanır?

Ne demişler? Parayla değil sırayla..

Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code