Sucuklu yumurta kanser oluşmasına katkı yapar mı?

SUCUKLU-YUMURTA
Evet bu başlığı gören şarküteri üreticisi birçok firma ağzına geleni sayabilir bunu yazana.. Allah’tan biz söylemiyoruz ama bunu.. Bilim adamları, beslenme uzmanları ve doktorlar şiddetle değiniyor bu konuya ve hem de ciddi istatistiklere dayanarak..

Tabii işlenmiş et derken bizim milletin (az buçuk et oburdur kendileri) en büyük “TUTKUSU” olan mangal yapmayı da görmezlikten gelmeyelim. Bu “eğlenceli” ziyafetin de etin yanma olayından dolayı kanser riski oluşturması birçok başka makalede hem de bilim adamları tarafından defalarca belirtilmiştir. Ama bizim halk evvel Allah dayanıklıdır, sağlamdır, cesurdur.. Ona bir şey olmaz, değil mi?

Gelelim işlenmiş etin faziletlerine; Evet örneğin “sucuklu yumurta” kanser oluşmasına katkı sağlama riski taşıyor mu?

İşte bu soruyla ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü (WHO) işlenmiş et tüketimi ile kalınbağırsak kanseri arasındaki sebep-sonuç ilişkisini açıklayınca, et seven herkesi bir telaş almış görünüyor. Ne yapacağız bu durumda? En sevdiklerimiz arasında yer alan sucuklu yumurtadan vaz mı geçeceğiz? Pekiyi ya pastırma, sosis vesaire?

İşte ilk bakışta biraz şaka, biraz tiyatro hatta biraz dolgu haber filan gibi gelen bu konuyu araştırınca bakın neler çıkıyor ortaya. Mutlaka bir göz atmanız önerilir;

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), işlenmiş etlerin kansere yol açtığını açıkladı. Rapora göre, günde 50 gram işlenmiş et tüketilmesi, kalınbağırsak kanseri riskini yüzde 18 arttırıyor. Aynı rapor, “sınırlı” kanıta dayanarak, işlenmemiş kırmızı etin de, ‘muhtemelen’ prostat ve pankreas kanserine yakalanma riskini arttırdığını açıklıyor.

Açıklama, WHO’ya bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Dairesi’nin raporuyla beraber geldi. Söz konusu rapor 10 ülkeden 22 bilim adamının çabasıyla üretildi. Raporda işlenmiş et tüketimi ile kalınbağırsak kanseri arasında yeterli kanıt bulunduğu yazıyor.

Pekiyi işlenmiş et dendiğinde ne anlamalıyız? Bir taze et var, bir de etten elde edilmiş ürünler var. Kanser riski olanlar et ürünleri. Bunlara işlenmiş et ürünleri diyoruz. İlk aklımıza gelenler salam, sucuk, sosis, pastırma ve jambon. Bu ürün yelpazesi genişletilebilir.


Dünya Sağlık Örgütü ise işlenmiş et deyince listesini şöyle oluşturuyor; Koruma ve tat arttırma amacıyla, tuzlayarak, tütsüleyerek, kurutarak, fermente ederek üretilmiş etlerin tümü. Bu şekilde üretilmiş sosis, salam, konserve et, sakatat, kuru et, pastırma ve kümes hayvanları eti, WHO raporuna göre ‘işlenmiş et’ statüsünde.

Pekiyi işlenmiş et neden sakıncalı? Burada asıl konu işlenme esnasında kullanılan katkı maddeleri. Et ürünlerinde nitratlar ve nitritler koruyucu ve renk tutucu olarak kullanılıyor. Et ürünlerinde nitratlar ve nitritler koruyucu ve renk tutucu olarak kullanılmaktadır (Nitrat ve nitritlerin kanser riskini artırıcı etkileri biliniyor. Ancak şu ana kadar bunların yerine geçecek daha masum bir katkı maddesi malesef bulunamadı). Clostridium botulinum bakterisinin ürettiği bir toksin, botulizm denen ve bazen hayatı tehdit edecek düzeyde ciddi olabilen gıda zehirlenmesine neden oluyor. Nitrat ve nitritler bu bakterinin gelişmesini engelleyerek bu gıda zehirlenmesini önler.

50 gr ne kadar? İki-üç dilim salam, sosis, jambon, pastırma (ne kadar ince dilimlendiğine göre değişir)

Söz konusu öldürücü hastalığa yakalanma oranları nasıl değişiyor? İstatistiklere göre

21% Kalınbağırsak kanserlerinin yüzde 21’i işlenmiş etten veya kırmızı etten kaynaklanıyor
86% Akciğer kanserlerinin yüzde 89’u tütün ve tütün ürünlerinden kaynaklanıyor
% 19 Tüm kanserlerin yüzde 19’u tütün ve tütün ürünlerinden kaynaklanıyor
% 3 Tüm kanserlerin yüzde 3’ü işlenmiş veya kırmızı et tüketimiyle ilişkilendiriliyor

Onun için siz siz olun ve aşağıdaki basit önlemleri her zaman göz önünde bulundurun;

Bu konuda yapılabilecek bir kaç şey var.Birincisi bu yiyecekleri beslenmede daha sınırlı kullanmak, daha az tüketmek ve bu gıdaların yerine işlem görmemiş eti tercih etmek.

Bundan işlenmemiş etin bolca tüketilebileceği anlamı çıkmamalı. İşlenmemiş kırmızı etin fazla tüketimiyle kolon kanseri riskinin arttığını gösterilen çalışmalar var. Kırmızı etin besin değeri olarak bir çok faydası var ama bol ve sınırsızca da tüketilmemeli. Haftada 2-3 kezden fazla kırmızı et tüketmemek gerekiyor.

Özellikle kolon kanserlerine karşı koruyucu olduğunu bildiğimiz, posa yönünden zengin gıdaları her gün düzenli olarak tüketmek faydalı. Bu gıdalar kuru baklagiller, tam tahıllı yiyecekler ( bulgur, tam buğday ekmeği gibi), meyve ve sebzelerdir. Buna kısaca Akdeniz Diyeti de diyebiliriz esasında. Yani tam tahıllar, meyveler, sebzeler, bitkisel yağlar, süt ürünleri ve az miktarda kırmızı et ve beyaz etten oluşan karışık bir beslenme düzeni

Editör / Kaynak: Web

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code