5n1k, Cüneyt Özdemir ve Binali Yıldırım’ın gemileri

CÜNYET ÖZDEMİR BİNALİ YILDIRIMTrend süratle değişti ve değişmeye devam ediyor. 17 Aralık’tan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak deniyordu, hakikaten de öyle oluyor ve olacağı da görülüyor…

Nitekim, 25 Mart Çarşamba günkü programında gazeteci Cüneyt Özdemir’in hükümetin en etkili adamlarından ve de Erdoğan’a en yakın olanlardan biri sıfatını her zaman koruyan Binali Yıldırım’a sorduğu soruları ve üstüne nasıl cesaretle gittiğini görünce buna bir kere daha inandık.  Eskiden olsa bu soruları sormak için bin kere düşünüp vazgeçecekken (muhtemelen) Özdemir soru yağmuruna tuttu eski bakanı ve şimdiki İzmir sevdalısını –  Binali beyin kendi ifadesiyle

Bir defa C. Özdemir’e hiç çekinmeden bu soruları sorarak,  cevapları bizzat bakanın ağzından dinleme fırsatını halka verdiği için gerçekten teşekkür ederiz. Kabul etmek gerekir ki dünkü performansı hakikaten çok iyiydi.

Bu arada Binali YILDIRIM’ı da tebrik etmek gerekir. Zira Özdemir’in bazuka gibi soruları karşısında (esasında bayağı irrite olsa da) sükunetini muhafaza etmeyi başardı ve soruları da mümkün olduğunca iyi cevaplayarak durumu “YÖNETMEYE” çalıştı.

Acaba değerli Özdemir benzer soruları Erdoğan’a sorabilir miydi? Vallahi sormak cesaretini göstermek gibi bir delilik yapsaydı bile herhalde sonu pek hayırlı olmazdı – hatırlayınız, Ali Kırca’nın düştüğü durumu, ve tabii kovdurulan onlarca gazeteciyi.

Röportaja gelince, millet böylece eski bakanın gemileri olduğunu ve dolayısıyla bakanlık görevi esnasında musluğun başında bulunduğunu net olarak öğrenmiş oldu. Dolayısıyla daha önceden dedikodu şeklinde ortalıkta dolaşan ifadeleri sabık bakan net bir şekilde teyid etmiş oldu.

Pekiyi, bu etik (hatta kanuna uygun) değil midir? Bizce hiç değildir hem de. Sen ulaştırmanın başında olacaksın ülke çapında ve senin oğlun vesaire gemiler işletecek. Ne güzel değil mi? Koskoca Türkiye Cumhuriyetinde gemicilik, nakliye vesaire işiyle iştigal etmeyen başka bir Allahın kulu bulunamamış mı ulaştırma bakanı yapacak, bu muhterem zattan başka? Sorunun cevabı açık.

Diğer taraftan muhterem sabık bakan habire “Şunu yaptım, bunu yaptım, bu kadar senede yaptım vesaire” diyor. Kardeşim,  o paraları evden mi getirdiniz zatıaliniz? Yüz milyarlarca dolar devlet kasasından çıkmadı mı? Ayrıca, acaba 100 TL lık iş kaça yaptırıldı? İstanbul Belediyesinin metro maliyetiyle, İzmir’i filan bir kıyaslayıverin bakalım. Hani, yandaşa, arkadaşa biraz “BONKÖR” davranılmış mı bir görsün vatandaş.


Diğer taraftan İzmir Büyükşehir BB Aziz Kocaoğlu’na yüklendikçe yüklendi muhterem. Ama, hükümetin Kocaoğlu’nu ve dolayısıyla İzmir’i düşman gibi gördüğü – hatta malum gavur İzmir ifadesini – ve dolayısıyla destek değil köstek olmak için fırsat kaçırmadığı gerçeğini görmezlikten geldi kendileri.. Gerçi Özdemir’de bu noktalar da hep gerekli hatırlatmaları yaptıği için bir kere daha teşekkürler kendisine.

Diğer taraftan YILDIRIM öyle bir konuşuyor ki sanırsın kendisi İslamcı AKP nin mensubu ve en önemli taşlarından değil de son derece modern bir dünya görüşünü temsil eden parrti mensubu. Neymiş efendim? İnsanların yaşamına hiç karışılmazmış vesaire.. Tabii, insan ister istemez acaba burada da takiye var mı diye düşünmeden edemiyor, bu noktada. Bir de eski bakana sormak lazım tabii: Siz öyle diyorsunuz ama, baştaki muhterem nasıl düşünüyor acaba? Kafasına göre takılmaya kalkarsa yarın öbür gün, “hop dur bakalım burası İzmir, burayı ben idare ediyorum” diyecek cesaret ve güç olacak mı zatıalinizde?

Bir de malum havuz basını olayı var. Burada da hiçbir şekilde tatmin edici olamadı sabık bakan, oldukça zeki cevaplar vererek durumu idare etmeye çalışmasına rağmen. Artık insanlar duyduğuna gördüğüne inanıyor – tabi malum biatçı kesim hariç.

Röportajda özetle AKP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Binali Yıldırım’a, oğlunun 30 gemisi oluğuna ilişkin soru yöneltildi ve bakan da gemileri olduğunu doğruladı.

Sizin veya oğlunuzun 30 gemisi var mı? Şeklindeki soruyu Yıldırım, “Çocuklarım denizcilikle uğraşıyor. Denizcilikle ilgili şirketim vardı. Siyasete girmeden önce denizcilikle uğraşıyordum. Siyasete girince bütün işlerimi çocuklarıma devir ettim. Çocuklarım, 14 yıldır denizcilikle ilgili çalışıyorlar. Uluslararası piyasada çalışıyorlar. Hiçbir kamu kuruluşu ile iş alışverişi ve ilişkileri yok. Kendilerine ait gemileri de işlettikleri gemileri de var. Çocuklarımın dokunulmazlığı yok buyursunlar istediklerini yapsınlar” diye yanıtladı.

Kendisine yöneltilen yolsuzluk suçlamalarıyla ilgili olarak sorulan işadamlarını koordine edip etmediğine yönelik bir soru üzerine de Yıldırım, “Bunu kim söylüyor Cüneyt bey? ’İşadamları kendi aralarında konuşuyor sizin adınızı anıyor Binali bey’ Ama siz akıllı birisiniz. Ben siyasetçiyim. 11 yıldır da 300 milyarlık yatırım yapan bakanlığın başındayım. Herkes benim hakkımda konuşur. Bana ait düzenlenen bir fezleke yok. Bir suçlama da söz konusu değil. Hiç kimse beni yolsuzluklarla bir araya getiremez” diye konuştu.

Twitter yasaklaması sorusu kendisine yöneltilen bakan buna da şöyle cevap verdi: Twitter ile ilgili, kamu kuruluşuna TİB’e 650 civarında müracaat olmuş. Bu müracaatlardan birisi de 18 Mart’ta hakkımızda yapılan çok haksız ve suçlayıcı yayınlar. Suçlamalar karşısında suskun olmamı kimse benden beklemesin. Avukatıma vekalet verdim. Bu suçlamalarla ilgili Twitter’de açılan korumalı linkin içeriğinin kaldırılmasını veya erişiminin engellenmesini istedim. Mahkeme kararında isim Binali Yıldırım” olunca, alınan kararın benim yüzümden alındığı olgusu oluştu. Biz hakkımızı aradık suç oldu. Sosyal medya sorumsuz medya olmaz. Bir şey gerçek hayatta suç ise, sanal alemde de suçtur. Twitter, Türkiye için de dünya için de önemli bir mecra. Türk makamlarının taleplerine, uyarılarına duyarsız kalmaları hiçbir adım atmamaları da bu ülkenin bir vatandaşı olarak benim kabul etmem mümkün değil. Hukuk uygulanırken asla çifte standart kabul edilemez”.

Cüneyt Özdemir’e bu çok başarılı röportaj için gerçekten de teşekkür ederiz. Güzel bir gazetecilik yaptı kendisi

26.03.2014
Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code