Türkiye’nin “Dış Siyasette” yaşadığı en büyük ve uzun fiyasko dönemi

BASIKATürkiye tabii ki çok zor bir coğrafyada yer almaktadır. Doğaldır ki istediği kadar “yurta sulh cihanda sulh” anlayışını kendine düstür edinsin, yine de içinde olduğu coğrafyanın özelliklerinden dolayı sıkıntılar yaşayacaktır zaman zaman. Ama bugün içine düşmüş olduğu fiyasko çukurunun cesametinde değil.

Evet Türkiye 1974 Kıbrıs çıkartmasında özellikle ABD ve Batı dünyasıyla yaşamış olduğu büyük krizlerde bile hiç bir zaman itibarının bu kadar aşağı çekilmesine izin vermemişti. Rahmetli Ecevit (bazı az gelişmişler ABD Başkanı karşısındaki duruşuyla dalga geçiyorlar ya, onun tamamen bir zerafet ve saygı eseri olduğunun farkında olmadan) ABD nin büyük baskıları karşısında ve hatta ciddi ambargoya rağmen geri adım atmayarak pozisyonunu korumuş ve ülkenin itibarına zirve yaptırmıştı.

Pekiyi sonra neler oldu? Neler olmadı ki…

Askerlerimizin başına Irak’ta ne idüğü belirsiz bir tip tarafından çuval geçirildiği olay pek de eski değil.. Çoğumuz hatırlar bu kepazeliği. “Şanlı şerefli” yönetimden bir sürü kurusıkı tehditler vesaire… Netice? Hiiç .. Hatice, halk tabiriyle..

Sonra VAN MİNİT gösterisi vesaire.. İsrail’e posta koymalar.. “HART EDERİZ, HURT EDERİZ.. ” ve “Kimse bizi / sabrımızı test etmeye kalkmasın” muhabbeti.. Laf aramızda bu arada bizi “test etmeyen de kalmadı ha pek.. Ne oldu pekiyi? Sonunda bir Rus uçağını düşürerek namusu kurtardık..

Hakikaten de öyle mi acaba? Yani Ruslar bu işi bizi tahrik ederek veya mecbur bırakarak diyelim, “bilerek mi” yaptırdılar bize acaba? Ciddi bir sorudur.. Zira, adam hemen S-400 leri filan yerleştiriverdi Suriye topraklarına. Üstelik şöyle buyurdu personeline; “Bundan sonra bu alanda bize tehdit teşkil edecek ne olursa derhal imha edin”. Haydi bakalım, yerse eğer çık da uç Suriye üzerinde.. Zor değil mi? Hatta ABD’ye ve onun “sözde” (hani palavra demeyelim dedik) desteğine rağmen yemiyor artık oralarda havalanıp uçmak. Pekiyi ne oldu senin kahramanlığına? Hani Rusya’ya gözdağı vermiştin..?

Biz söyleyelim; kendi tükürdüğünü “maalesef” yalamak durumuna düştün yine, son senelerde oldukça sık görüldüğü üzere.. Rusya’nın hedefi o topraklarda ABD ve BATI’nın tek başlarına ve istedikleri gibi at oynatmalarını engellemek.. Zira Suriye onun için Akdeniz’de “can damarı” gibi birşey. Rusya şu anda açık bir şekilde Akdeniz’e açılmış durumda. Hani Deli Petro zamanından beri bu ülkenin hayali olan şey Putin sayesinde çoktan gerçekleşmiş durumda. Adam ABD’ye bile pabuç bırakmıyor … Gayet de başarıyla uygulamakta planını..

Bu arada her ne kadar NATO bu olay ve devamıyle ilgili risklere karşı bizi koruma planını devreye aldıysa da gerekçesi çok ilginç; Zira NATO’nun esas derdi bir daha Rus uçağı düşürülmemesi. Yani Türkiye’ye diyor ki “Seni kontrol edeceğim. Otur oturduğun yerde yaramazlık yapma. Benim de başımı bu belaya (Putin diyelim mi) bulaştırma”.


Bir de Suriyeli sığınmacılar olayı var tabii esas en büyük ve fena şekilde tongaya bastığımız meselelerden biri olarak. Malum, AB Türkiye üzerinden Suriyeli sığınmacı akınına uğrayınca çareyi “Türkiye’yi toplama kampı olarak” kullanmak şeklinde buldu; Buna 1 milyar Avro fiyat biçti ve kabul ettirmek için ekimde Erdoğan’ı Brüksel’de ağırladı, ardından Almanya Başbakanı Angela Merkel Türkiye’de seçim arifesi dinlemeden Erdoğan’ın ayağına geldi. Kasımda özel düzenlenen AB-Türkiye zirvesinde Erdoğan’ın biçtiği 3 milyar Avro bedel, vize muafiyeti vaadinde bulunulması ve üyelik müzakerelerinde bazı başlıkların açılması kabul edildi. 17 Aralık zirvesinde de Merkel liderliğinde 11 ülke, Başbakan Davutoğlu’nu AB Konseyi merkezinde değil Avusturya’nın Brüksel Temsilciliği’nde ağırlayıp Türkiye’den somut adımlar atmasını beklediklerini ilettiler. TC Başbakanı zirveye giremeden Ankara’ya geri gönderilmiş oldu. Yani Türkiye müteciler konusun da asrın en büyük kazığını ağzına bir parmak bal (yoksa zehir mi) karşılığında yemiş oldu. Tabi ki, bu da bizim büyük siyasilerin büyük başarısı olarak kayıtlara geçti.

Diğer taraftan, Batı dünyasında “IŞİD” hangi kaynaklardan destek alıyor sorusunun cevabını arama meselesine gelince, asrın ve hatta tarihin en gaddar çetelerinden biri olan IŞİD için aylarca yıllarca “terör örgütüdür ve Allah cezasını versin” diyemeyen, hatta tam tersine çete üyelerini “öfkeli gençler” diye TRAJİKOMİK bir şekilde tarif eden hem de üst düzey bir devlet yetkilisi varsa bir ülkede, hiç şüphesiz ki insanlar (ve Batı dünyası) da “o ülke bu çeteye az yardım etmedi” söylemlerine gözleri kapalı inanacaklardır. Bu arada gözleri kapalı derken malum yakalanan MİT tırları olayı filan var; Hani resimleri, devlet yetkililerinin birbirini yalanlayan beyanatları vesaire.. Olayın en sonunda geldiği boyut da bunu haber yapıp halkın aldatılmasını önleemiş olan iki gazetecinin casus diye içeri atılması.. Güler misin ağlar mısın? Tabi ki ciddi şekilde AĞLAYACAK bir durum, ülkeyi içinde düşürdükleri resim açısından..

Durum böyle olunca tabii, insanlar Rusya ve Putin’in söylediklerine “acaba hakikaten de gerçek mi” diye bakıyorlar ister istemez. Yani, Rusya orada IŞİD ve bu örgütün petrol sevkeden tankerlerini vuruyor diye mi bütün bu yaygara acaba? Zira çoğu uzmana göre o Türkmen dağı dedikleri noktada öyle “mazlum” gariban Türkmenler filan değil bal gibi Kafkaslardan filan savaşmak için gelmiş bulunan cihatçı grupların olduğu söyleniyor.. Yani acaba birilerinin menfaatine halel mi geldi Rusların o bölgenin tozunu atmaları yüzünden? İşte bu da ayrı bir  soru..

Tabii bunlar Suriye ve Ruslar’ile ilgili acıklı kısım.. Bir de son olarak kuvvetlerimizi Musul’daki üsden (BASİKA) çekme ihtilafı gündem oldu, malumunuz… Türkiye (malum sahısların ağzından) burada da maalesef altından kalkamayacağı büyük laflar etti. “Askerlerimiz asla geri çekilmez. Böyle bir şey söz konusu olamaz” vesaire gibi yine hamaset yapıldıktan sonra, anlaşıldığı kadarıyla değerli dost (beyzbol sopalı abi) Obama’nın bir “TELEFONCUĞU” ile buradaki güç sahibi ikna oluverdi ve edilen büyük laflar da bir anda rafa kalktı. Birşey fark eder mi? Yooo, bu millet nasılsa balık hafızalı bu konularda. “Arkadaş sen ne biçim devlet adamısın ya? Bir söylediğin bir söylediğini tutmuyor? Habire büyük laflar edip ondan sonra da tükürdüğünü yalama ddurumunda kalıyorsun. Nasıl bir devlet yönetimi anlayışıdır bu?”” diyecek adam var mı ortada? Yooo.

Bunları yazmakla bitmez herhalde kitaplar yazılır.. Bugün bu gerçekten de büyük ülke resmen Ortadoğu kapanına kıstırılmış ve malum kişilerin “Komşularla sıfır problem” diye ballandıra ballandıra anlattıkları hedefe yürümeyi bırakın, “problemsiz sıfır komşu” noktasına çoktan gelmiştir..

Pekiyi bu da mı önemli değil kardeşim? İnanın ki çok da değil.. Neden mi? Çünkü arkadaşlar YOLLAR YAPTI yaaa.. Görmüyor musunuz? Ne kadar da nankörsünüz.. Gözünüze dizinize dursun..

Bunun arkasından da tabii şu veciz deyiş gelir hakkıyla; Böyle başa böyle traş.. Ooohhh.. Çok da yakıştı.

Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code