Yetkiyi bilme, hazmetme ve insana “komplekssiz” hizmet edebilme

by admin | Çarşamba, Nis 6, 2016 | 439 views

OPINION-2-300x274Olay bir ilçemizde geçiyor.. CHP belediyesi tarafından yönetilen oldukça da popüler bir ilçe burası..

Burada zaman zaman festival, kutlama gibi etkinlikler yapılır.. Çevre illerden ve hatta bir büyükşehrimizden insanlar da gelir ürünlerini sergiler ve yine çevre illerden gelen ziyaretçilerle buluştururlar..  Her ne kadar çok büyük ses getirmese de bu etkinlikler yine de söz konusu ilçenin esnafına yani ticaretine ve de turizm gelirlerine bir miktar katkı sağladığı gözükmektedir..

Yine böyle bir etkinlik öncesi – ki bu en büyük etkinliği oluyor söz konusu belediyenin – insanlar haber alıyorlar ki “bilmem hangi gün saat 10:30 da filan binada bu etkinliğe katılmak isteyenlerin kayıtları yapılacaktır”.. ve katılım amacında olanlar söylenen saatte söylenen binaya geliyorlar, kayıtlarını yaptırmak için..  Belediye yetkilileri de bir müddet sonra teşrif ediyorlar ve beklenen kayıt işlemi başlıyor, salonda.

Söz konusu festivalde muhtelif kategorilerde katılım yapmak mümkün oluyor.. İlk başta,  “kimin nerede ne için neyi beklemesi gerektiği” düzgün bir anonsla açıklanmadan insanlar bir kuyrukta bekliyorlar.. Ama kuyruk da ne kuyruk.. Bir türlü santim bile yürümüyor nedense. Sonra bunun nedeni de anlaşılıyor; Kuyruk yürümüyor zira tek bir hanımefendi herkesin formlarını teker teker “kendi” dolduruyor.. Dolayısıyla da iş çok ama çok yavaş gidiyor.  Zaten bu duruma kuyruğun arkasında duran kelli felli ve saygın bir katılımcı isyan ediyor “Arkadaşlar bu kuyruk hiç yürümez mi, çok ağır gidiyor” diye…

Bunun üzerine yine aynı mekanda eşinin kayıt işi için kendisini beklemekte olan bir kişi bu durumu (kişilik icabı lakaytlık ve sistemsizliğe alerjisi olduğundan) vazife edinip mekanda bu işin başında olduğunu çok “has” vücut dili (davranış) ile göstermekte olan yöneticiyi kibarca uyarıyor ve diyor ki; “Hanımefendi, herkes bir kişinin yazmasını bekleyeceğine form doldurmak için, lütfen formları insanlara dağıttırın, kendileri doldursunlar ve siz onları toplayın. Böylece otobüs kuyruğu gibi beklemez insanlar ve iş kolaylaşmış olur”.. Muhterem yönetici “Tamam” deyip kafa sallıyor ama herhangi bir müdahale tespit edilmiyor (o anda)..

Neyse daha sonra kayıt masaları katılım konu kategorisine göre ayrılıyor ve birazcık daha düzene giriyor, faaliyet..  Bu arada, daha önce yönetici hanımefendiyi kibarca uyaran kişi (yani katılımcı hanımın eşi) yönetici hanımın yanına giderek bu olaydaki düzensizlik ve sistemsizlikle ilgili “sitemini “ çok açık ve tenkit ederek belirtiyor. Yani “belediyenin bu tür organizasyonları muhtemelen ilk defa yapmadığını, dolayısıyla buradaki lakaytlık ve acemiliğin tolere edilir gibi olmadığını ve bu konuda büyük olasılıkla ciddi eğitim eksikliği olduğunu” açıkça ifade ediyor. Karşılığında yönetici hanımdan aldığı cevap da “Beğenmiyorsanız gelmeyin.. gelmezsiniz” şeklinde oluyor.


Bu ifadeyi kullanan kişi – tam da bu noktada belirtmekte fayda var ki – “Kültür Müdürü” etiketini taşıyor, söz konusu kurumda… Verdiği cevabın da ne kadar taşıdığı etiketle uyumlu olduğunu hatırlamakta fayda var herhalde. Halbuki gönül arzu ederdi ki “Sizler bizim için değerlisiniz. Siz olmasanız zaten bizim bu görevlerde ne işimiz var ki.. bazı tenkitlerinizde haklı olabilirsiniz belki ama …..  “ diye hem söz konusu kurumdaki pozisyonuna ve hem de onu temsil etme yeteneğine (olması gereken yani) ve hatta kibar ve medeni bir yöneticiye yakışır şekilde bir cevap alınsın bu değerli yönetici kişiden

Daha sonra ise daha da yakışmayan bir durum oluşuyor ve bu kişinin salonda sigara içtiği görülüyor. Yani, kanunen kapalı yerlerde sigara içme yasağı olan ve içene de muhtelif para cezaları uygulanan ülkemizin hem de belediyeye ait kamuya açık bir salonunda belediyenin bir yetkilisinin resmen sigara içmekte olduğu görülüyor. İşte söz konusu katılımcı eşi bu görüntünün bir fotoğrafını (toplantıdan başka resimlerin yanında) çekiyor ve bunu gören yönetici de yerinden fırlayarak benim resmimi çekemezsiniz diyor ve arkasından da “Sizi ve eşinizi etkinliğe almıyorum/almayacağım” diye aleni tehdit beyanında bulunuyor. Tabii ki katılımcı ve eşinin cevabı da “böyle bir yetkiniz yok biz şartları yerine getirebiliyorsak böyle bir yetki kullanamazsınız” şeklinde oluyor ve münakaşa gelişiyor. Bu arada katılımcı da bu olayı kendi internet sitesinde yayınlayarak ayrıca Belediye’nin en üst kademesi ve hatta başkana kadar götüreceğini belirtiyor ve fakat “İstediğin yere götür cevabını” alıyor.

Şimdi bu yönetici kişinin şuna maalesef aklı ermiyor galiba; “Sen herhangi bir husustan rahatsız olduysan eğer, yani kapalı yerde sigara içme saygısızlığı – ve kanunsuzluğu – yaparken resmini çektiyse birisi” istersen polis çağırırsın şikayet edersin, mahkemeye verirsin vesaire.. Ama böyle bir etkinliğe katılmak için gerekli şartları yerine getirmiş olan bir vatandaşa “KOCASI SENİN SİGARA İÇERKEN RESMİNİ ÇEKTİ” diye elinde olmayan, sana böyle kullan diye verilmeyen, dolayısıyla mevcut olmayan bir yetki kullanarak “BEN SENİ BU FESTİVALE ALMIYORUM” diyemezsin. Hele dur bir daha düşün ve bu satırların haklı bir anlam ifade ettiğini hiç şüphesiz anlayacaksın. Onun için bir defa bu yaptığın hiçbir şey değilse eğer en hafif ifadeyle “HADDİNİ AŞMAYA KALKMAKTIR”..

Üstelik senin orada bulunma nedenin bizlerle iyi ilişkiler kurup belediye hizmetlerine, ilçeye ve dolayısıyla vatandaşa katkı sağlamak olması gerektiği halde, bizleri “UMURSAMAYARAK, TERS VE PAYLAYICI MUAMELEYE TABİ TUTARAK” tam tersi bir performans göstermen daha baştan oldukça ciddi bir eksiklik ve yanlışlık olmuyor mu? Bir de TEHDİT ETMEN hususuna gelince tam katmerli yanlışlık ve saygısızlıktan bahsetmek mümkün tabii.

İşte maalesef toplumun önünde gittiğini iddia eden bir zihniyeti temsil eden bir parti belediyesinin (ki biz de aynı zihniyetin takipçisiyiz) hizmet getirdiği bir “MODERN” ilçemizde bu zihniyeti ne kadar temsil edebildiği su götürür bir davranış biçimi sergileyebiliyor bir yönetici.

Şimdi soruyoruz; YAKIŞIYOR MU bu tip “çatışmacı, kavgacı ve hatta tehditkar” bir davranış biçimi?
Eğer “yakışıyor ve de kanunu ben yaparım istediğimi alırım istediğimi almam bana yan baktığı için” diyebiliyorsak o takdirde devletin en tepesindeki yönetime de kızmayalım kanunu kendine göre uygulamaya kalktığında.

Gönül arzu eder ki ülkemizin en önemli kurtuluş umudu olarak gördüğümüz CHP li bir belediyeden hizmet alırken, “havalı değil de” çok daha saygılı, gerçekten de kültürlü, bilgili ve de yapıcı bir zihniyeti deneyimleyebilelim.

Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code