Antalya’da bir pazar.. Aydın bir Türk kadınından

ANTALYASosyal medya malum günümüzde çok insanın birbiriyle fikir ve bilgilerini paylaşabildiği ve hatta öğrenip, aydınlanabildiği bir ortam haline geldi.. Yani, bir olay gerçekleştiğinde eskiden olduğu gibi karanlıklar içinde kalmak yok artık.. Yerküre üzerinde bütün insanlar bir anda bundan haberdar olabiliyor..

Zaten işte bu yüzden de muhteşem… Güzel şeyleri herkes duyabiliyor, onlara ulaşma şansı olabiliyor.. Diğer taraftan “KÖTÜLER” de bundan tırsıyor, ürküyor ve onu düşman gibi görüyor.. Zira, bu büyük “silah” onları kısmen de olsa kötülük yapmaktan engelleme gibi bir görev ifa ediyor.. Tekrar ediyorum; Belki tamamen durduramıyor ama en azından ciddi bir fren oluyor.. Onun için, bu egemen tipler zaman zaman çıkıp sosyal medyayı hatta bir şeytan olarak bile nitelendirebiliyor…

İşte sosyal medyada çok aktif veya daha görünür olan cesur bazı hesap sahipleri vardır; Bunların en tepesinde tabii ki Fuat Avni geliyor.. Bir fenomen hakikaten de.. Eminiz, bazıları çok kızıyordur, bu kişinin (veya kişilerin) hala icraat yapmalarına Twitter’da..

Bir de Avni’nin yanına yaklaşamasa da başka bazı hesaplar (sahipleri tabii ki) var ki bunlar da MEDENİ ve ÇAĞDAŞ (laik, gerçek demokrat) Türkiye’yi koruma hatta esasına bakarsanız geri getirme uğraşında oldukça beyin yoruyorlar.

İşte burada bunlardan birinin çok ŞIK bir yazısını yayınlamak istedik – kendisinin daha önce FACEBOOK ta paylaştığı ve bize böyle yararlanmamız için izin verdiği.. Bu vesile ile çok teşekkürler kendisine de…

Dün çok güzel bir gündü..

Pazar günü olmasına halk arasında ”aile” günü olarak kabul görmüş olmasına rağmen ben sabahtan çekirdek aileme : ”saat 13.00 de ben gidiyorum, Birleşik Haziran Hareketinin laik ve çağdaş eğitim için yapacağı yürüyüş var, ona katılacağım, siz bakın başınızın çaresine” dedim ve evi terk ettim..

Aydınlık bir gelecek adına, AKP karşısında örgütlenen her türlü oluşuma,yürüyüşe,protestoya destek veriyorum. Bunu sanki birincil görevimmiş gibi yapıyorum, yapmazsam içim içimi kemiriyor..


Her faniye ömrü hayatında bir lanet eşlik edermiş, benim lanetim de gündemden bir türlü kopamama olarak tecelli etmiş.. Tek aşamadığım konu, niye kendini aydın, seküler, çağdaş tanımlayan.. “mış gibi yapan” insanlar benim gibi değil ????  Bunu kavrayabilmekte zorluk çekiyorum

Neyse, yürüyüş gayet güzeldi.. Üç kapılardan başladı, sloganlarla Cumhuriyet Meydanına kadar gelindi. 7 den 77 ye her yaştan her cinsten insan vardı. İnanmıyacaksınız ama sokak hayvanları bile bizimle beraber yürüdü..

Meydanda basın açıklaması yapıldı ve dağılındı…

Yürüyüş sırasında ben İlerici Kadınlar Antalya ‘dan arkadaşlarıma ve THY Antalya dan emekli olmuş, çok sevdiğim saydığım çok aydınlık bir arkadaşıma rastladım. “Haydi gidelim bir çay içelim, biraz sohbet edip öyle ayrılalım” dedik.

Tam Cumhuriyet Meydanının orada, Kaleiçini yukarıdan seyreden minik bir kafeye gittik. .. 8-10 Kadın.

İçinde 70 yaşlarında örgütlü mücadeleye, Behice Boran’la başlamış olan bembeyaz pamuk saçlı,aydınlık gülen yüzlü matematik öğretmeninden tut, Üniversite de hoca olanından,avukatından,turizmcisinden,muhasebecisinden benim gibi emeklisine kadar hepsi vardı.

Hava mis mi mis gibiydi, şıkır şıkır parlayan bir kış güneşi..

Çaylarımızı içtik, ülkemiz adına kentimiz adına, doğa, çevre, kadın, eğitim adına daha başka neler yapabilirizi konuşurken birden o kafede çok güzel bir canlı müzik başlamasın m…

Saat öğleden sonra saat; 15.00 gibi.. Tumba çalan çok güzel sesli bir kız ve gitar çalan bir erkek… Eski Türkçe Pop şarkılar… Azeri Türküler..

Aman bir keyif bir keyif. Bey’de yok paşa’da yok.. 40 yıl organize etmeye çalışsan edemeyeceğin bir ortam ve kadınlar topluluğu.. Madem öyle biz de hemen ortama uyduk, çaydan vaz geçip ani bir kararla biraya döndük Hatta o kafede ortaya çıkıp çok nefis Azeri Türküye oyunla bile eşlik edenler oldu aramızda. ( Ben o anı telefonumla çektim, eğer kadınlar koyabilirsin derse koyarım,harika)

İşte ben böyle kadınlara bayılıyorum tek kelimeyle.. İçimi ısıtıyorlar..

“Çocuğum kocam var bugün Pazar” diye vır vır edenler,
kafayı sırf güzelliğine giyime kuşama spora takanlar, duyarsız, cesaretsiz,hayatı ıskalayan’ lar
kalıplar,maskeler,şekiller içinde şekil şekil yaşayanlar aman benden uzak dursun kardeşim

Sonra öpüştük vedalaştık ve hemen bir sonraki eylem için planlarımızı yaparak ayrıldık..

Ben, kadının özgür, ilerici, çağdaş, hayatın her anını yaşayan, hangi yaşta olursa olsun içinde o küçük deli çocuğu hep barındıranını seviyorum galiba.

HANDE ÖNGÖR OETTERMAN

(editör notu: “Aklı başında ve aydınlık insan olup da hangimiz sevmiyoruz ki, Hande Hanım)

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code