Elem dolu bir 19 Mayıs ve düşündürdükleri

by admin | Pazartesi, May 19, 2014 | 746 views

SOMA-MAYIS
Bugün 19 Mayıs.. Büyük Atatürk ve arkadaşları önderliğinde Türk milletinin şahlanarak hürriyetini geri alma yolundaki ilk kutsal adım..

Bugüne kadar onlarca defa ve çok coşkulu bir şekilde kutladık bu ulusak bayramımızı.. Kadere (fıtrat) bakınız ki böyle acılı bir kutlama (dilimiz varmıyor demeye) AKP’nin döneminde nasip oldu..

Gelişim indeksi sadece sayılara (o da yalan yanlış ve kalem oynatarak muhtemelen) ve kar performansına (kime gittiği ayrı konu tabii) dayandırılan bir anlayışla yönetilen bir ülkede dışı ambalajlanmış, içten ise çürüyen ve çürümüş bir düzenin en sonunda getirmesi beklenen bu ve buna benzer felaketlerden başka ne olabilir ki – yol ve kavşak açılışlarının hakkını yemeyelim tabii bu arada..

Daha fazla kar ediyoruz, milli geliri 10 bin dolara çıkardık, IMF’ye borçları ödedik (diğer taraftan ülke olarak 500 milyar dolara filan çıkmış durumda borcumuz) gibi değerlilik anlayışıyla yola çıkıp da insan kalitesini ihmal ettiğinizde (hatta hiç görmediğinizde) işte başa gelebilecek olanlar bu ve benzeri olur.. Hangi ülkelerde? Bilhassa az gelişmiş ve gelişmekte (?) olanlarda…

Öyle bir zamandan geçiyoruz ki ülke resmen kamplara bölünmüş durumda ve iktidardaki kişi bunu ha bire pompalamaktan vaz geçmiyor – bu sistemin kendi kemikleşmiş oylarını bir arada tutmaya fazlasıyla yaradığını gördüğünden..


İş o kadar ileri boyuta varıyor ki hatta, bu kişi artık meydanlarda vatandaş yumrukluyor ve korumalarına da dövdürüyor.. Yani “kanun filan hak getire, kanun benim” durumu net olarak.. Zaten, “milletin iradesi” denilen meclisteki durum malum.. Genel Başkanların belirleyip halka bunu seçin dediği vekiller (??) ve bunların üzerinde “elini indir, elini kaldır” şeklinde net ve kati tahakküm kurabilen bir genel başkan düzeni.. Bunun adı da “milletin iradesi”..

Diğer taraftan zaten emniyet tamamıyla ameliyat edilmiş vaziyette.. Yargı desen o da malum HSYK operasyonuyla gereği yerine getirilip neredeyse tamamen kontrol altına alınmış durumda..

Dedik ya, “milletin iradesi” iş başında.. Kim olduğu malum bu halde, milletin (?) iradesinin.. Cevap da çok basit zaten.. Her şey sandıkta biter.. O sandığın şu an itibarıyla ne ifade ettiği de herhalde yukarıda anlatılanların ışığı altında çok açıktır – farkında olup anlamak isteyenler için..

Bir de madalyonun diğer yüzü olabilirdi, tabii.. Şöyle ki;

Seçim barajı yüzde 10 dan çok aşağıya çekilirdi..
Milletvekili adayları başkanın 2 dudağı arasında belirlenmezdi..
Mecliste “GRUP KARARI” denilen geri ve adaletsiz uygulama kalkardı.
Vekiller tamemen kendi vicdanlarıyla karar verirdi, başkanın ağzına bakmadan.

İşte o zaman “MİLLİ İRADE” meclise yansımıştır diye başımız dik, göğsümüz kabararak iddia edebilirdik.. Bugünkü durum buna benziyor mu sizce – birazcık vicdan ve Allah korkusu yeter bu sorunun doğru cevabı için…

İşte, gerçekten de demokrasinin hak ettiği bir düzen çalışıyor olsaydı memlekette, “hesap sorma ve hesap verme” sistemi layıkıyla işliyor olacağından, bugün bu facialara yol açan birçok özensizlik ve vicdansızlığın önü kapanmış olur ve bizler de bugünü böyle üzüntüyle anmak zorunda kalmazdık..

Allah akıl fikir versin demek usuldendir bu durumlarda ama, insanın içinden pek de gelmiyor söylemek, zira bunun pek da yakın bir olasılık olmadığı görülüyor son zamanlarda yaşadıklarımızdan..

İşte, böyle önemli ve kutsal bir günün bizlere zehir olmasıyla birlikte düşündürdükleri de bunlardır bize göre.. İnşallah, bundan sonraki yıldönümlerinde böyle elemli faciaları yaşamadan gereği şekilde kutlayabiliriz bu bayramları..

Bu vesile ile Soma’da hayatını kaybedenlere bir kere daha gani rahmet diliyoruz Allah’tan.

Editör

Like it? Share it!

Leave A Response

*

code